|
Farklı bilgisayarlar ve kelime-işlem programları arasında, yazı
dosyalarının biçimlendirilmesinde ortak bir yöntem bulma çabası,
1986�da, Dünya Standartlar Enstitüsü tarafından Standart
Genelleştirilmiş İşaretleme Dili (Standart Generalized Markup Language,
SGML) adıyla birleştirildi. Burada kullanılan dil, �program yazma dili�
teriminde olduğundan pek de farklı değil. Fortran, Basic, Cobol gibi bir
program yazma dili, bilgisayara, kendisine verilecek talimatların nasıl
bir yöntemle verileceğini ve bu talimatlar üzerine ne yapması
gerektiğini belirtir. SGML ile ondan türetilen HTML ve XML �dilleri�
kullanılarak oluşturulan belgeler, programlama dillerinden farklı olarak
doğrudan bilgisayarın işletim sistemine değilse bile bir yazılıma,
örneğin kelime-işlemcisine ya da veri-işlemcisine �aşağıdaki veriyi
ekranda şöyle göster, yazıcıdan da şöyle çıkart� anlamına gelen
komutları da içerdiğine göre, bir anlamda �dil� sayılabilir.
Ne var ki, SGML ve ondan türetilen HTML ve XML�in bir uygulama programı
tarafından anlaşılabilmesi için, bu yöntemle kendisine verilecek
bilgileri nasıl işleyeceğine ilişkin bilgilerin önceden, programın içine
işlenmiş olması gerekir. Yani, bir programın HTML�i anlayabilmesi için,
içinde HTML�i anlama ve yorumlama komutlarının olması gerekir. Bu
anlamda, işin program tarafı başka birisi tarafından yapılmış
sayılabilir; bizim HTML ile yaptığımız sadece veri oluşturmak şeklinde
yorumlanabilir. Bu açıdan SGML ve türevleri dil sayılamazlar.
Gerçek bilgisayar programcıları, HTML gibi, bilgisayara hem bilgileri,
hem de bu bilgilerin nasıl işleneceğini gösteren �metinleri� dil
saymazlar. İster �dil� sayılsın, ister sayılmasın, HTML, kısaca
tanımlarsak, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi,
bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında arabirim görevi
yapan programların anladığı bir veri ve komut ulaştırma yöntemidir;
diğer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket
gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak
kaydedilir; herhangi bir düz yazı programı ile oluşturulabilir,
okunabilir ve değiştirilebilir. Diğer bilgisayar programlarından farklı
olarak, disk ve disketlere yazılırken Binary-İkili sistemle yazılmaz;
içinde 16 Tabanlı-Hexadecimal komutlar yoktur; herşey standart düz yazı
olarak yer alır. Buna karşılık herhangi bir düz yazı dosyasından farklı
olarak �metnin� içinde �<� ve �>� işaretleri arasında yeralan Ingilizce
bazı komut-kelimeleri vardır.
HTML, önceleri Macintosh ardından IBM uyumlu bilgisayarlarının yardım
dosyalarının oluşturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir
kullanım alanı buldu. Ancak, HTML kısaltmasının açık şekli olan
Hypertext Markup Language�de geçen Hypertext terimi, 1950 yılında Ted
Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde �hot,� yani başka
bir metinle veya resimle ilintilendirilmiş noktalar bulunan metin
anlamına kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen
yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi veya simgeyi tıklayarak ilgili
başka bir başka metne veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı.
Metinler böylece �hyper� hareketli hale geliyordu.
1989 yılında, Avrupa Parçacık Fiziği [Atom] Laboratuvarı CERN
uzmanlarından Tim Berners-Lee, laboratuvar yönetimini ortak bir yazı
biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, �Enformason Yönetimi: Bir
Öneri� başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda, daha sonra bugünkü
Internet�in temeli olacak bilgisayar şebekeleri arası ağda bilgi alış
verişi için Hypertext�in ortak yöntem olmasını önerdi. Ve bu öneri bugün
dördüncü sürümüne ulaşmış olan HTML dilinin temeli oldu.
Bugünkü Internet�i Internet yapan iki unsur var. Birincisi bilgisayar
arası iletişimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan bağlantı protokolünün
(HTTP) geliştirilmesi; diğeri ise HTML dilinin ortak dil olarak
benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metnin
biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diğer unsurlarla
bütünleştirilmesini sağlayabilecek yeterlikte olması. Bunu biraz açalım:
Bugünkü Internet�in temeli olan üniversiteler ve araştırma kurumlarının
bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan ağlar 1980�lerin başlarında
bağlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet�in adı da
ağlar-arası ağ anlamına gelen İngilizce �Inter-networks-network:
Inter-net kısaltmasından doğuyor. Bir bilimadamı bir başka bilimadamının
bilgisayarının bulunduğu ağa bağlandığı zaman, bu bağlantı, gerekli
dosyanın bir bilgisayardan diğerine aktarılması süresince devam etmek
zorunda idi. İki bilgisayar aralarında gidip-gelen bilginin hata
kontrolünü ancak gerçek-zamanlı bağlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP
(Hypertext Transmission Protocol-Hypertext Iletim Kuralları) ise iki
bilgisayarın alış-verişin hatasız olduğunu denetlemek için, bilginin
tümü alınıp-verilinceye kadar birbirine bağlı kalmaları zorunluğunu
ortadan kaldırıyor. Bu zorunluğun ortadan kalkmasının önerimini bir
örnekle anlatalım. Otomobille bir yerden diğerine gideceksiniz. Takip
edeceğiniz yolda inşaat var, ve yol kapalı. Yolun kapalı kesimini
atlamanız için gerekli servis yolunu da yok. Bu durumda yolculuğunuz ilk
engelde sona ermiş demektir. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis
yolu olsaydı, yolunuza devam edebilirdiniz. Sözünü ettiğimiz kurallar
demetini size sürekli bir servis yolu sağlamayı öngörüyor ve bu yolun
hem gidişte, hem de gelişte izlenecek levhaları gibi, kıt�alar arası
telefon bağlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlararası iletişimin
devamını sağlıyor.
HTTP�nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web
Konsorsiyomu�nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduğu için, bugünkü
Internet�in de doğum tarihi 1990 yılı sayılabilir. Doğumundan bu güne 10
yıl bile geçmemiş olduğu halde, Internet�in hem HTTP, hem de HTML
ilkeleri ihtiyaca yetmemeye başladı.
W3C, şu anda HTTPNG (Gelecek Kuşak) adını verdiği, standart üzerinde
çalışıyor. Bu yeni kurallar demeti, HTTP�nin özellikle ses ve video gibi
henüz ortak standarta kavuşturulmamış çoklu-ortam malzemelerinin
alınıp-verilmesini kolaylaştırmayı öngörüyor. HTML�in önceden
tanımlanmış komutlarını, Internet sayfası hazırlayanların kendi
ihtiyaçlarına göre değiştirmesi sağlayan olan XML (Extensible Markup
Language-Genişletilebilir İşaretleme Dili) ise bugün-yarın Netscape ve
IE tarafından kabul edilir hale gelecek. Bu arada duragan bilgi kümesi
alıp-verebilen HTML�e, dinamik-değişken özellikler kazandırmayı öngören
ekler ortaya DHTML ilkelerini çıkarttı. Ne var ki DHTML diye
adlandırıbalicek ortak bir standart olmaması, bunun, hiç değilse
şimdilik, Internet ile bağlantı sağlayan programların sürümüne göre
değişik anlamlar taşıması, Internet alanları için veri hazırlayanların
(Web sayfası yapanların) çektiği sıkıntıyı artırıyor. XML ise ortak bir
dinamik Web sayfası standardı getirmekten çok, ihtiyaca göre
değiştirilebilir HTML oluşturmayı öngörüyor.
HTML�in belki Internet�teki pabucu tümüyle olmasa bile kısmen dama
atılabilir. Ama firmaların kendi yerel ağ ortamlarında haberleşme ve
bilgi alış-verişinde giderek daha sık uygulamaya başladıkları Intranet,
Web gibi, giderek daha geniş kitlelerin ilgisini çekebilmesi için
televizyon özelliklerine sahip olmak zorunda değil; HTML�in bugünkü
haliyle izin verdiği çoklu-ortam uygulamaları, herhangi bir firmanın en
ilgi çekici ve en etkili tarzda iç-iletişim yapmasına yeter. Başka bir
deyişle, HTML, Internet�te ve intranet�lerde daha uzun süre
yaşayacaktır.
Biz bu kitapçıkta daha çok Internet ve Internet�te yer alan sanal
ortamlardan biri olan World Wide Web (Dünya Çapında Ağ) ortamından söz
edeceğiz. Ancak bir çok yerde Internet sözünü kaldırıp, yerine intranet
kelimesini koyarsanız, o bilgilerin Web kadar, bir firmanın yerel ağında
oluşturacağı dahilî internet�e de uygulanabilir olduğunu göreceksiniz.
Klasik HTML�in temel ilkelerini biraraya getirmeyi öngören bu kitapçık,
bugün olduğu gibi, ilerde de, Internet için olduğu kadar intranet için
de Web sayfası hazırlamak isteyenlerin başvurabileceği bir kaynak olmak
üzere kaleme alındı. Bu kitapçığın Internet protokolleri (iletim
kuralları) ve Web tasarım ilkelerine ayrılan ilk iki bölümü, konuya
aşina olmayanların temel bilgileri edinmeleri, konuya yabancı
olmayanların ise bir çok yerde parça-parça duyduklarını bir arada
görerek, bilgilerini tazelemelerini amaçlıyor. Daha sonraki bölümler ise
ilerde, HTML kullanarak Web tasarımı yaptığınız zaman, örneğin bir
komutun, bir etiketin kolay hatırlanmayan yüklemlyerini
(parametrelerini) hatırlamak üzere başvurabileceğiniz bir rehber
niteliğinde.
Konuya aşina olanların tümüyle atlayabilecekleri birinci bölümde, WWW,
HTTP, TCP/IP ve HTML kısaltmalarının anlamını ve ne işe yaradığını en az
birer paragrafta anlatabilecek kadar bu konunun içinde olmayanların
yararlanabilecekleri bilgiler yer alıyor. Bir Web alanında, ya da daha
teknik terimle HTML sayfasında, başlıca unsur metin olduğu için,
kitapçığımızın ikinci bölümünü, HTML kodunun ana araçlarını tanıttıktan
sonra metin girme ve metni biçimlendirme konusuna ayırdık. Ancak HTML�in
metinle ilgili araçları, görsel açıdan etkili ve bir iskeleti olan sayfa
inşasına izin vermediği için, bir anlamda metin sunma araçları olan
tablo, çerçeve ve katman unsurlarından sayfa iskeleti oluşturmak için
yararlanmak zorunda kalıyoruz. Bu üç unsura, üçüncü bölümde ayrıntılı
olarak yer veriyoruz. Bu noktaya kadar değinmediğimiz fakat bugünkü
Internet�i Internet yapan unsura, yani bir sayfadan diğerine, bir
grafikten bir diğerine, bir kelimeden bir başka paragrafa, kısaca bir
bağlantı noktasını tıklayarak, dünyanın öbür ucuna gitme imkanı veren
bağlantı konusunu dördüncü bölümde ele alacağız. Bu noktada, duragan
yani bağlantıları konulmuş ama kendiliğinden hiç bir şey yapmayan bir
Web alanı oluşturmayı öğrenmiş olacaksınız. Fakat günümüzde Web
alanları, ziyaretçinin kullandığı tarayıcının türünü ve hatta sürümünü
belirleyip, ona göre içerik sunan, ziyaretçinin önceki ziyaretinde neler
yaptığı, hangi sayfalarla ilgilendiğini hatırlayıp, bu kez ona uygun
bağlantılar veren dinamik alanlar haline geldi. Bunu sağlayan Dinamik
HTML (DHTML), beşinci bölümün konusunu oluşturacak. Altıncı bölüm ise,
belli başlı HTML kodlarının (etiketlerin) tanımları, kullanıldığı
yerler, alabilecekleri yüklemler (parametreler) ve örneklerine yer
verdiğimiz Başvuru bölümü olacaktır.
HTML�e hayat veren, kişisel bilgisayarları Internet�e ve intranetlere
bağlayan tarama programlarının bu dili nasıl ve ne ölçüde
yorumladıklarıdır. Şu anda dördüncü sürümü yavaş yavaş uygulama bulan
bir formüller topluluğu, gelişen bir organizma gibi. Bir süre sonra bu
kitapçıkta yer almayan HTML etiketleri karşınıza çıkabilir, ve Web
tasarımcısı olarak bu yeni komutları, kullanıldıkları yerleri ve
işlevlerini, bu kitaptaki bilgilere eklemek zorunda kalabilirsiniz.
Hayat, zaten, baştan sona bir öğrenme süreci değil mi?
Dil Deyince:
HTML kısaltmasını bile Türkçe�ye çevirmediğimize bakarak, bu kitapçığın
yarı İngilizce olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu kitapçık bir dilin,
geçmişi ile geleceği ile, bilim ve kültürün her alanında ifade imkanına
sahip olması gerektiği inancıyla kaleme alındı. Türkçe�ye bu imkan,
başka dillerden alınan kavramların öncelikle Türkçe ifade edilmesi ile
kazandırılabilir. Bunu yaparken, bazı kelimelere yeni anlamlar
yükleyerek görev alanlarını biraz uzatmak ve bunu önce ilgili
topluluğun, sonra tüm toplumun onayına sunup beklemek gerekir. Ama
Türkçe�nin kendi türetme kurallarını hiçe sayarak, ilgisiz fiillere hiç
olmayacak ekler ekleyip, ortaya yeni isimler çıkartmak asla kabul
edilebilir bir uygulama olamaz. Anlamını karşılayamadığımız, ya da
mevcut kelimeleri biraz çekiştirerek uyduramadığımız İngilizce
kelimeleri çevirmek için yeni kelime uydurmadık, öylece kullandık ve
açıklamaya çalıştık. Elbette dil ve toplum bu kavramları karşılayacak
kelimeler üzerinde anlaşacaktır.
Bölüm I: Web�e Giriş
Temel Bilgiler
Bu bölümde, HTML ile neler yapılabileceği ve neler yapılamayacağına
bakacağız. Yine bu bölümde, tasarlayacağınız Web alanlarının, sizin (ya
da sayfalarınıza ev sahipliği yapacak firmanın) bilgisayarlarından,
ziyaretçinin bilgisayarına ulaştırılma yollarına değineceğiz. Sonuç
itibariyle, Web alanı tasarlayan kişi, bu ulaşımın ucunda, ortasında ve
sonunda da yer alan programlara, onların imkan ve sınırlamalarına
bağımlı demektir. HTML�i kullanarak Web sayfası tasarlayacak kişinin
bunu bir şekilde başkalarının hizmetine sunacağı varsayılır. Bu nedenle,
HTML öğrenen kişinin sonunda bir Web alanına sahip olacağını
düşünebiliriz. Dolayısıyla bu bölümde, kısaca, Web hizmeti sunmakta
kullanılacak bilgisayarların sahip olmaları gereken donanım ve yazılım
özelliklerinden de kısaca söz edeceğiz. Web Server�a koyacağınız HTML
sayfaları ne kadar fiyakalı olsa da, HTML�in imkan ve yetenekleri, onu
alan ve yorumlayan tarayıcı (browser) programının yetenekleri ile
sınırlıdır. Bu nedenle Web tasarımcının, tarayıcı programları çok iyi
tanıması gerekir. Bir tarayıcıda adeta televizyon filmi gibi
gösterilebilen bir unsurun yerini, başka bir tarayıcıda gri zeminli boş
bir kutu alabilir. Ya da aynı tarayıcıya sahip olan iki ziyaretçiden
biri, sayfanıza girdiği anda en sıcak ve candan sesli hoşgeldiniz
mesajınızı dinlerken, diğeri hiç bir şey duymayabilir. Tarayıcılar
kadar, tarayıcıların özelleştirme yeteneklerini tanımak ve
kullanıcıların genellikle ne gibi özelleştirmeler yapabildikleri
hakkında fikriniz olması gerekir. Bu nedenle, bu bölümün sonunda mevcut
en yaygın tarayıcıların ortak ve farklı önemli özelliklerine de
bakacağız.
HTML�e Genel Bakış
Programlama dili gibi görülse de, görülmese de, bugün Internet�in de
intranet�lerin de ortak dili, HTML�dir. Bir Web sayfasında yer alan
belgenin içindeki bazı kelimeler, simgeler, fotoğraflar, grafik unsurlar
veya bunların parçaları bir başka sayfa ile hiper-link kurularak,
ilentilendirilmiştir. Kullanıcı, hiç bir komut öğrenmek zorunda
kalmadan, hiç bir bağlantının Internet�teki adresini bilmek zorunluğu
olmadan bu sayfalardaki bağlantıları tıklayarak, yazıdan yazıya,
şekilden şekilde, gidebilir. Ta ki, arzu ettiği bilgiyi bulup,
okuyuncaya, kendi diskine veya disketine kopya edinceye veya yazıcısında
basıncaya kadar. Aslında kullanıcı ya da ziyaretçinin bir HTML
sayfasıyla ilişkisi burada da bitmemektedir. Çoğumuz ulaştığımız bir
alanın adresini Web tarayıcı programında sık sık ziyaret etmek istediği
yerlerin arasına koyabilir (bookmark) ve arzu ettiği zaman doğruca
işaretlenmiş olan bu adreslere gidebilir.
HTML�in başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Belge biçimlendirme: HTML, Wes tasarımcısına, belgelerini
ziyaretçinin ekranında nasıl oluşmasını istiyorsa öyle şekillendirme
imkanı verir. Bununla birlikte tarayıcı programlarının (Netscape
Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az
da olsa fark vardır ve bu fark sayfalarınızın bir ziyaretçinin
bilgisayarında başta, diğerinin bilgisayarında başka gösterilmesine yol
açabilir. Ayrıca ziyaretçileriniz, tarayıcı programlara verdikleri
komutlarla, aldıkları sayfalarda genel değişiklik veya kısıtlamalar
yapabilirler. Siz sayfanızda ne tür harf türü (font) kullanmış olursanız
olun, ziyaretçiniz tarayıcı programa �Sadece Times fontları kullan�
demiş ise, sayfanız bu ziyaretçinin ekranında sizin istediğinizden
farklı biçimde görülecektir. Ziyaretçi tarayıcı programına �Grafik
unsurları gösterme!� demiş ise, sayfalarınız ve tabiî vermek istediğiniz
görsel mesaj tamamen farklı bir nitelik kazanacaktır. Bu duruma rağmen,
bugünkü şekliyle HTML, Web tasarımcısına adeta bir gazete ya da dergi
sayfası tasarlarcasına, oluşturmak istediği görsel etkiyi sağlamasına
yeterli tasarım araçları sunmaktadır.
2. Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam
kazandırmış bulunuyor. �Web sayfası� terimi bile, eski, yani dört-beş
yıl öncesinin Web sayfaları, içi bir örnek harflerden oluşan yazılarla
dolu, duragan belgelerden ibaret bulunduğu için ortaya atılmıştı.
Bugünkükü Web sayfalarının �sayfa� kavramı ile dahi ilgisi kalmadı.
Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir
televizyon programının grafik etkisini sağlamak mümkün. Bununla birlikte
HTML, bir kelime işlem ya da masaüstü yayıncılık programının
oluşturabileceği görsel özelliklere sahip sayfalar oluşturamaz. Bu
kısıtlamalara, Internet�i tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows
3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOS), donanımlar (Macintosh, PC,
Sun) ve tarayıcı programlar arasındaki farkların, sunulacak malzemenin
tasarımcının kastettiğinden tamamen farklı bir şekilde sunulmasına yol
açmasını önleme arzusu neden oluyor. HTML, örneğin bir masaüstü yayın
programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu
ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı
gerektirirdi. Oysa Internet�i Internet yapan unsurların başında, hemen
herşeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek şekilde
oluşturulması geliyor.
3. HTML ile oluşturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar
doğuracak programlar konulabilir. Bu programların oluşturulması için,
ziyaretçinin Internet�e PC veya Macintosh ile bağlanmış olması, ya da
bağlantı programının şu ya da bu firmaya ait bulunması gibi
farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak
bir dil geliştirme çabası, ortaya Java adlı programlama dilini çıkartmış
bulunuyor. Microsoft�un Visual Basic programlama dilinin bir türevi olan
VBScript ve çeşitli firmaların ortaklaşa ürünü Javascript de bu tür
çabaların sonuçlarıdır. Adı benzemekle birlikte, Javascript�in Java ile,
VBScript�in de Visual Basic ile ilgileri yoktur. Internet tarayıcı
programlarından Internet Explorer hem Javascript, hem de VBScript
dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı
programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini
yorumlayarak, ekrana getiremez. Bugünkü şekliyle Java dili de,
Javascript ve VBScript de, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri
ile sınırlıdır. Ancak her üç dili kullanarak, HTML sayfalarını
duraganlıktan çıkartmak ve ziyaretçi ile etkileşen, ziyaretçinin arzu,
beğeni ve özelliklerine göre içeriğini değiştirebilen Web alanları
tasarlamak mümkündür
HTTP ve TCP/IP
Web sayfası tasarlarken, dikkat edeceğiniz en önemli unsur,
sayfalarınızın içeriğinin sunuluş biçiminin önemli ölçüde ziyaretçinin
bilgisayarının türü (Mac, PC, Sun), ziyaretçinin işletme sistemi
(Windows 3.x, 95/98, NT, MacOS, Unix) ve kullandığı tarayıcı yazılımı
(IE, Netscape, Mosaic, vs.) tarafından belirleneceği olmalıdır.
Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat�ettiği yolda çeşitli
protokoller (kurallar) var. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan
Internet�in iletim kuralları (HTTP) geliyor. Hypertext dosyalarını
olduğu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diğer grafik
ögelerden oluşan Multimedia dosyalarını) ve bilgisayar programlarını ağ
içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan başka protokoller
de vardır: FTP (File Transfer Protocol-Dosya Aktarma Kuralları)
bunlardan biridir.
Internet bağlantısı, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar
arasındaki ilişki olarak görebilirsiniz. Sizin Web sayfalarınızın
durduğu bilgisayar Web ilişkisinde �Server� (Hizmet eden) diye
adlandırılır. Ziyaretçinin Internet�e telefon bağlantısı ile bağlı
bilgisayarı, ise sizin için Client-Müşteri sayılır. Hizmet veren
bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client)
arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallara TCP/IP adı verilir
(Transmission Control Protocol/Internet Protocol-İletim Denetim
Kuralları/Internet Kuralları). Gerek HTTP, gerekse FTP, müşterinin,
sizin bilgisayarınızdan, yani Web Server olarak adlandırdığımız HTML
sayfaların ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses
ve video dosyalarının durduğu bilgisayardan bilgi isteme ve bu
istediğine karşılık verildiğinde verilen karşılığın doğru gelip
gelmediğini anlamasını sağlar. İki bilgisayarın üzerinde anlaştıkları
bir tür konuşma adabı diyebileceğimiz bu kurallara uygun mesajlarını,
kıt�adan kıt�aya, ülkeden ülkeye, kentten kente, yeraltı ve sualtı
kabloları ile, uydularla iletirler. Tahmin edilebileceği gibi, müşteri
bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluşan bu bağlantı,
bazen kesilebilir. Fizikî bağlantının kesilmesi, iletimin kesilmesi
anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları�nın IP bölümü, iki
bilgisayar arasındaki bağlantının doğru kanallardan kurulmasını,
kesildiğinde yeniden kurulmasını sağlar. Bunu yaparken, evrensel bir
adres sisteminden yararlanır. Internet�te servis sunan bilgisayarlar,
başka bir deyişle Web Server�lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı
kaynağı Universal Resource Locator (URL) sistemini kullanarak bulur.
Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan bağlantı sayesinde gelen
bilginin doğru anlaşılmasını sağlar.
Aslında her bilgisayar, CPU ile ekran, CPU ile klavye, CPU ile CD-ROM
sürücü arasında bir ağ demektir. Bir büro ortamında bir bilgisayar ile
merkezdeki Server, bir ağın parçalarıdır. Bu ağların Internet denen dev
ağdan farkı, sizin bilgisayarın CPU�su ile klavyesi, ekranı ve yazıcısı
arasındaki bağ, yine bir büro ortamındaki bilgisayar ile merkez
bilgisayar arasındaki ilişki, �sabit durum� ilişkisidir. Yani, bu
ağlarda iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne
durumda olduklarını her an bilirler. Oysa, iki kıt�a arasında kurulmuş
bir Internet ilişkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren
müşterinin durumunu, bağlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir.
Bu nedenle TCP/IP, �durumun bilinmediği ilişki� esasına dayanır. Müşteri
bilgisayar, servis sunucudan istediğini HTTP veya FTP kurallarına göre
talep eder. Bunun için Web Server�ın kendisini bulup, bu talebi doğruca
ona iletmesine gerek yoktur; bu talebini kendisine Internet bağlantısı
sağlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken
talep ettiği şeyin adını-sanını bildirdiği gibi bulunacağı kaynağı
belirlemek için gerekli, adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet
hizmeti sağlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak
kaynağın adresini, Internet�in omurgası olarak adlandırılan ana
bağlantıyı kuran bakımını yapan ve ISP�lere hizmet sunan firmanın
bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarlarında dünyadaki
tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaşmak için hangi
omurgadan kime yol açılması gerektiğini gösteren bir liste bulunur. Ana
omurga şirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diğer
bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server�a ev
sahipliği yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server�a
talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin
müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla
bağlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server
arasında doğrudan, bire-bir ilişki yoktur. Hedef Web Server, müşteri
olarak sizin kim olduğunu ve size nasıl ulaşabileceğini, ancak kendisine
gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server, sizin o anda
kendi Internet Hizmet Sunucu�nuzla arasındaki bağlantının devam edip
etmediği ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine
iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten
ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat�edilir; arzu ettiğiniz bilgi
(sayfa, belge, video, ses, resim, fotoğraf, vs.) sizin ekranınıza
ulaşır. Kısaca, ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan
Server bilgisayar, bir diğerinin o anda nerede ve ne durumda olduğu ile
ilgilenmez. Bu �durumdan haberdar olmama� hali ve etkilerine, ilerde
Internet�te ticaret bahsinde geri döneceğiz.
Web Server
HTTP ve FTP, müşteri bilgisayarla, servis sunan bilgisayarın üzerinde
anlaştıkları bir dille (HTML) birbirine ilettikleri talep ve talebin
karşılığı olan malzemenin alınıp verilmesinde TCP/IP denilen kurallardan
yararlanılarak yapılan iletimi düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelere uygun
olarak çıkartılan bir talep Web hizmeti sunan bilgisayar tarafından
karşılanır ve karşılık olarak belirli bir bilgi kümesi müşteri
bilgisayara iletilir.
Web server olarak tayin edilmiş bilgisayarda, kendisine gelecek HTTP ve
FTP taleplerini anlamasına ve bu talepleri yerine getirmesine yarayan
programlar (örneğin Apache Web Server, MS Internet Information Server
veya Netscape Web Server) sürekli çalışır vaziyette olur. Bu
programların, bilgi alıp-vermenin yanı sıra, elektronik posta alıp verme
ve yönlendirme, veritabanlarına erişme ve içinden seçme yapma (Querry,
SQL, vb. gibi), kendi sabit diskinde duran bir dosyayı alıp karşı tarafa
aktarma (FTP, Gopher, WAIS) veya karşı tarafın vereceği dosyayı alıp
kendi sabit diskine kaydetme yeteneği olur.
İlk Web Server programı, yukarıda, HTML dilinin geliştirilmesindeki öncü
konumu nedeniyle sözünü ettiğimiz, İsviçre�deki CERN kurumu tarafından
geliştirildi; ama kısa zamanda UNIX platformunda, anonim bir tarzda ve
ücret ödemeden kullanılabilen bir şekil aldı. NCSA Server, National
Center for Supercomputing Applications-Superbilgiişlem Uygulamaları
Ulusal Merkezi adlı, şimdi kapanmış olan kurum tarafından UNIX işletme
sistemi için geliştirilmişti. NCSA Server�ın geliştirilmiş şekli olan
Apache Server ise uzun süre ücretsiz dağıtıldıktan sonra günümüzde
ticarî olarak geliştiriliyor ve satılıyor. Bugün halâ NCSA Server veya
Apache�nin ücretsiz sürümlerine dayalı Web alanları bulunmakla birlikte,
Sun Solaris, IBM AIX ve diğer UNIX sistemleri için geliştirilmiş çok
sayıda Web Server hizmete girmiş durumda. Kişisel bilgisayarların UNIX
gerektiren bilgisayarlara oranla daha ucuz olması, Microsoft�un NT,
IBM�in OS/2 işletme sistemlerinin UNIX�e ciddî rakip haline gelmiş
bulunmaları nedeniyle, bu sistemlere dayalı Web Server programları da
hızla artıyor. Apache Web Server�ın bile NT sürümü piyasaya çıktı.
NT Workstation ve Windows 95/98, aslında Kişisel Web Server adı verilen,
Internet�e 24 saat bağlı olmadan, başka bir firmanın ev sahipliği
yaptığı Web alanlarına hizmet sağlayabilir. Hatta NT Workstation, aynı
anda 10�u geçmemek üzere, 24 saat süreyle ınternet�e bağlanabilecek ve
müşteri taleplerini karşılayabilecek yetenektedir. Aynı anda daha fazla
Internet bağlantısını kaldırmak istiyorsanız, NT�nin Server sürümünü
edinmeniz gerekli. IBM�in OS/2 işletim sistemi ise, Internet Connection
Server adlı paket kurulduğu zaman, bir PC�nin fiziksel olarak
kaldırabileceği kadar Internet bağlantısına cevap vermesini
sağlamaktadır. Macintosh bilgisayarları için Starnine firmasının
MacHTTPd programı gibi, ücretsiz edinilebilecek http4Mac ve EasyServe
adlı programlarla, Internet servisi sağlamak mümkün.
Ayrıca, bugün PC�lerde de UNIX işletme sistemi kurmak hem kolay, hem
ucuz hale gelmiş bulunuyor. Solaris, BSDI, Esix, SCO UNIX bu alandaki
ticarî programlar. Ayrıca Linux ve FreeBSD adlı, ücretsiz dağıtılan UNIX
işletme sistemleri de, ticarî olanları aratmayacak niteliklere sahip.
Ayrıca bu tür ücretsiz programlar, Apache Web Server�ın ücretsiz
sürümünü de içeriyorlar.
Bir PC ile Web Server hizmeti yapacaksanız, önünüzdeki bir çok seçeneğe
rağmen, başarınızın PC�nin gerçekten sabit disk alanı ve belleği bol
olmasına bağlı bulunduğunu hatırlamalısınız. PC�lerin, Internet�in
gerektirdiği en önemli özellik olan aynı anda birden çok iş yapabilme
becerisi, işletim sistemi kadar, donanım kaynaklarının genişliğine bağlı
olduğunu unutmamalısınız.
Bir Web Server yazılım paketi seçerken dikkat edilmesi gereken bir kaç
ilkeyi sıralayalım:
1. Yazılım paketi yeterli güvenliği sağlayacak özelliklere sahip
olmalıdır. Binalarda bir odadaki yangının yandaki odaya sıçramasını
önleyen ateşe dayanıklı duvarlardan (Firewall) esinlenerek adlandırılan
bir dizi program, Web Server yazılımının bulunduğu bilgisayarın, kötü
niyetli kişiler tarafından bozulmasına engel oluyor. Ancak Web Server�ın
kendi içinde mevcut güvenlik önlemlerinin neler olduğunu dikkatle
araştırmanız gerekir. UNIX işletme sistemi ve ona bağlı çalışan Web
Server programlarının daha güvenli olduğuna ilişkin, kimi zaman Web
tasarımcısını ve Internet hizmet sunucusunu rahatlatan, yaygın bir
söylenti vardır. Bu doğru değil. Ne türü olursa olsun, UNIX de bir
işletme sistemidir ve el elden üstündür. Kötü niyetli bir kişi Windows
NT sistemine verebileceği zararı, aynı rahatlıkla UNIX�e de verebilir.
Bir diğer yaygın ve aynı ölçüde yanlış inanç ise NT�nin güvenli
olmadığıdır. Microsoft firmasının NT�nin 4�ncü sürümünü güncelleştirmek
için dağıttığı SP3 adlı tamir programının yerleştirilmesinden sonra, NT
sistemleri güvenlik açısından herhangi bir başka işletme sistemiyle boy
ölçüşebilir hale geldi. Burada önemli olan, Internet�e açılmanın, iyi
niyetli-kötü niyetli herkese açılmak olduğunu unutmamaktır. Özellikle
form denilen, HTML�in ziyaretçi bilgisayarın evsahibi bilgisayara
talepten başka şeyler göndermesine imkan veren etiketlerini ve ona bağlı
CGI (Common Gateway Interface-Ortak Geçit Arabirimi) adı verilen
ziyaretçinin ev sahibi bilgisayardaki programları harekete geçirebildiği
buluşma noktasında yer alacak programları tasarlarken, daima kötüniyetli
kişileri dikkate alarak hareket etmek gerekir. Internet�te güvenliğin ne
kadar kolay sarsılabildiğine ve ne kadar kolay önlem alınabileceğini bir
örnek verelim. Sayfanızda, ziyaretçinin doldurması gereken �Elektronik
Posta Adresiniz:� diye bir metin kutusu bulunduğunu düşünün. Bu kutuya
bütün ziyaretçilerin elektronik posta adreslerini yazacaklarını
düşünüyor ve bu bilgiyi işleyecek CGI programında, ziyaretçinin bu
kutuya yazacağı bilgiyi, alıp doğruca Web Server�ın �Mail� programına
veriyorsunuz. Peki, ya kullanıcı adres yerine
�herkimse@herneredeyse.com; mail haydut@soygun.com</etc/passwd� yazarsa?
Bu basit elektronik posta adresi, sizin Mail Server�ınızın bilgisayar
sisteminizdeki bütün password-parola dosyaları Soygun.com�daki �Haydut�
isimli arkadaşa postalamasını sağlayacaktır. Oysa, CGI programını yazan
kişi, elektronik posta adresini Mail programına gönderirken �unless
($mail_to = ~/^[\w-.]+\@[\w-.]+$)� şeklinde bir satırla, Web ve Mair
Server�larla işletme sisteminin �metakarakter� denilen ve bir isim veya
adreste değil de sadece komutlarda yer alabilecek karakterlerin
bulunup-bulunmadığını denetlerse, sorun kökünden halledilebilecektir.
2. Mahremiyetin Korunması ve Doğrulatma: Web hizmeti sunan kişi, sadece
başkalarının kendi bilgisayar sisteminde arzu edilmeyen şeyler
yapmalarını önlemekten değil, aynı zamanda kendisine tevdi edilen
başkalarına ait bilgileri de saklamak ve başkalarından korumak
zorundadır. Bu bilgiler, ziyaretçinin adı, elektronik adresi, hatta
kredi kartı numarası olabilir. Bunlar, sizin Internet�te çizdiğiniz
portreye güvenilerek size verilmiş mahrem bilgilerdir. Ziyaretçi bu
bilgileri size, kötüye kullanılmayacağı güvencesiyle vermektedir. Bu
bilgilerin korunması, sizin birinci derecede sorumluluğunuzdadır. Aynı
bağlamda, Web hizmeti sunan kişi olarak, sizin de bu bilgilerin kolayca
ve başkalarına açık hale getirilmeden doğrulatılmasına ihtiyacınız
olacaktır. Web Server programınız, örneğin kredi kartı numarasını, yeni
programlar edinmeye ihtiyaç kalmadan doğrulatabiliyor mu? Yeni bir kredi
kartı firmasının çıkartacağı elektronik alış-veriş yöntemi, sizin Web
Server�ınıza kolaylıkla uyarlanabilir mi? Microsoft gibi, IBM gibi
firmaların paket program olarak sundukları Web Server�lar, çoğu zaman bu
firmaların protokollerini tanıyan her türlü ek programı kabul ederler.
Oysa Internet�ten ücretsiz olarak edinilebilecek bir Web Server
programı, belki maliyet açısından çok daha uygun görülebilir, ama daha
sonraki ekleri kabul edemez.
3. Web Server, sizin Internet sayfalarınızı ziyaret edecek kişilerin
bilgisini doğru tutuyor mu? Web hizmeti sunan kişi olarak, kimin hangi
sayfadan sizin sayfasına atladığını bilmek, kendi sayfanızın reklamını
bu sayfalarda daha çok yapmanıza imkan verir. Özellikle elektronik
ticarete dayalı veya mesajını daha çok sayıda kişiye iletmek amacıyla
hazırlanan Web alanlarını işletenlerin, sayfalarının varlığını duyurmak
için, mümkün olan her yoldan yararlanmaları gerekir. Web Server, size bu
kolaylıkları sağlamalıdır. Web Server, kimin hangi tür bilgileri edinmek
istediğine ilişkin rapor tutmalıdır. Bu raporu incelemekle, Web
alanınızda hiç talep edilmeyen bilgilerden çok, talep edilen alanlarda
daha çok bilgi sunabilirsiniz.
4. Web Server programıyla ilgili teknik destek ve sorun çözme hizmeti
alıp almamak, programın seçiminde belki de en önemli unsur sayılabilir.
Özellikle başlıca işi bilgisayar mühendisliği olmayan bir hizmet sunucu,
yazılımın donanımla uyumunu sağlamada karşılaşabileceği güçlükleri,
ancak yazılımı piyasaya süren firmanın teknik servisinden veya o
yazılımla ilgili uzmanlığı olan danışmanlardan sağlayabilir. Piyasada
hiç tanınmayan veya Internet�ten ücretsiz olarak
edinilebilen--dolayısıyla belirli bir firmanın malı olmayan�Server
programları, çoğu zaman gerekli teknik destekten de mahrumdur. Buna
karşılık büyük yazılım firmalarının programları, firmanın kendi mühendis
ve uzman kadrosu, ve buna ek olarak bu programlara destek sağlayarak
hayatını kazanan kişiler tarafından en ince ayrıntılarına kadar
bilinmektedir. Bir gece yarısı çöken Web Server�ı yeniden
çalıştıramamanın bedeli, o programın ilk maliyetinden çok daha yüksek
olabilir.
Web Tarayıcıları
Web tasarımcısının, HTML komutları kadar, hatta onlardan da çok iyi
bilmesi gereken, tarayıcıların HTML�i nasıl yorumladığıdır. Bu nedenle
bir Web tasarımcısının bilgisayarında, Web server yazılımı
bulunmayabilir (sayfalarına başka bir Internet Web Server hizmeti veren
kişi veya firma evsahipliği yapıyor olabilir), ama mutlaka piyasaya
mevcut Web tarayıcılarının hemen bütün geçerli sürümleri bulunmalıdır.
Netscape firmasının Navigator ve Communicator adıyla piyasaya sürdüğü
farklı sürümleri ayrı ayrı dizinlerde durmak şartıyla aynı bilgisayarda
çalışabilir. Anacak Microsoft firmasının Internet Explorer adlı
programının farklı sürümleri aynı Windows ortamında birarada
bulunamazlar. Bunun için iddialı bir Web tasarımcısının, bu programın
farklı sürümleri için birden fazla bilgisayar bulundurması gerekebilir.
Neden değişik tarayıcıların değişik sürümlerine ihtiyacınız var? Bu
sorunun cevabı, HTML�in ınternet�in ortak dili olduğu gerçeğine bir
ölçüde gölge düşürecektir. Çünkü ortak bir HTML dili bulunmasına rağmen,
tarayıcıların ve aynı tarayıcının farklı sürümlerinin HTML�i yorumlayışı
farklıdır. HTML, Uluslararası Web Konsorsiyomu adlı kuruluşun
çıkarttığı, adı �tavsiye� olmakla birlikte kendisi standart sayılan
dördüncü sürümüne ulaşmış bulunuyor. Böyle bir standartlaşmaya rağmen,
Netscape ve Microsoft firmaları, bilgisayar kullanıcılarının rağbet
ettiği tek tarayıcı programın kendi programları olmasını sağlamak üzere
giriştikleri rekabet çerçevesinde, programlarını sadece HTML�i aynı
şekilde yorumlayan ve dolayısıyla birbirinden farksız sonuçlar veren
programlar olmaktan çıkartmak istediler. Bunun sonucu ise, Web
tasarımcısının, kimi zaman Netscape�in anladığı ama IE�nın anlamadığı,
kimi zaman IE�in becerebildiği, buna karşılık Netscape�in henüz
programına koyamadığı HTML özelliklerinden hangisini kullanacağına bir
türlü karar veremez duruma düşmesi oldu.
HTML�i kullanarak, ticarî amaçlı Web tasarımı yapan kişi, Internet ile
bağlantılı bilgisayar kullanıcılarının (Internet kullanıcılarının)
hepsinin ekranında aynı şekilde gösterilecek sayfalar yapmaya mecburdur.
Buna karşılık bir firmanın intranet ortamı için Web tasarımı yapan kişi,
HTML�in sadece kendi firmasının standart olarak benimsediği tarayıcının
anlayabileceği özelliklerinden yararlanması mümkündür.
Microsoft Internet Explorer
Windows ortamında tarayıcı piyasasına, diğer tarayıcılardan sonra
girmesine rağmen, Microsoft�un Web tarayıcı programı, piyasa payındaki
artış hızı bakımından da, HTML�in tanıdığı özellikleri ve HTML�e ilave
ettiği diğer görsel kabiliyetler bakımından da, diğer programları geride
bırakmış bulunuyor. 1997 sonbaharında 4�ncü sürümü piyasaya çıkan IE,
giderek Windows ortamının masaüstü ile bütünleşiyor. IE artık sadece
bilgisayar kullanıcısının Internet ile bağlantı kurmasını ve
Internet�ten alacağı HTML sayfalarını ekrarında canlandırmasını
sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgisayarın disklerinin taranması ve
dosya yönetimi gibi işleri de yapıyor. Windows 98�in ve NT�nin
hazırlanmakta olan beşinci sürümünün yardım dosyaları da IE vasıtasıyla
okunuyor. IE�nin, sürümleri daha geriden gelmekle birlikte Macintosh
uyumlu sürümü de bulunmaktadır. IE�nin UNIX sürümü, 1998 yaz sonu
piyasaya sürülmek üzere hazırlanmaktadır. IE, Microsoft�un Internet
alanından ücretsiz indirilebilir veya sadece CD masrafı ödenerek,
firmadan posta ile de istenebilir.
Netscape Navigator
Netscape Communications Corporation�ın (NCC) piyasaya sürdüğü NN, IE�ın
hızlı yükselişine rağmen, kurulduğu bilgisayar sayısı bakımından
piyasanın en yaygın tarayıcısıdır. NN, sadece Windows ve Macintosh
ortamlarında değil, fakat aynı zamanda UNIX işletme sisteminde de
işleyebilmektedir. NCC, yakın zamana kadar, hem tarayıcı, hem de Web
Server programları alanında Internet�te öncü konumda idi. Internet�in
bugün sahip olduğu bir çok özellik, HTTP ve FTP ilkelerinin çoğu, bu
firmanın tasarımı sonucudur. Eğitim kurumları ve kâr amacı gütmeyen
kuruluşların mensupları ile programdan kişisel amaçlarla yararlanmak
isteyenler, NN�i ücretsiz olarak kullanabilirler. Ticaret amaçlı
kullanım ise ücrete tabidir.
Diğerleri
Web tarayıcı piyasasını NCC ve MS firmalarının egemenliklerine almış
olmaları nedeniyle, piyasada başka tarayıcı bulunmadığını sananların
sayısı az değil. Oysa piyasada, çoğu ücretsiz veya sınayıp da
beğenenlerin yazarına az bir ücret ödedikleri paylaşım yazılımı
türünden, 50�den fazla tarayıcı programı bulunmaktadır. Bu programların
en yaygını, tarayıcı programının ilk mucidi NCSA�e ait Mosaic�tir.
Spyglass firmasının Mosaic�i esas alan programı, halâ yaygın olarak
kullanılmaktadır.
Web tasarımcısının NN ve IE�ın 3 ve 4�ncü sürümlerini bilgisayarlarında
mutlaka bulundurması gerekir. Hazırlayacağınız bir HTML dosyasının, bu
iki program ve onların farklı sürümleri tarafından nasıl yorumlandığını
ve bu yorumun sizin oluşturmak istediğiniz görsel etkiye uygun olup
olmadığını, sayfalarınız Internet�e veya intranet�e çıkmadan mutlaka
incelemelisiniz. HTML�in 4�ncü sürümünde yer alan komut listesinin tümü
halâ NN tarafından tanınmamaktadır. Böyle bir komuta sayfanızda yer
vermeniz halinde, sayfanızı NN ile tarayacak ziyaretçilerin
ekranlarında, sayfanız sizin istediğiniz biçimde yansıtılamaz.
Bir Web tasarımcısının mutlaka aşina olması gereken bir tarayıcı, HTTP,
FTP ve HTML gibi Web�in protokol ve dillerini belirleyen, Evrensel
Kaynak Belirleyici (URL) sistemini işleten, yani tüm dünyadaki Web
adreslerini sağlayan ve bu listeyi üstlenici firmalar aracılığıyla
hergün tüm dünyadaki Internet omurga işletmecilerine ulaştıran
uluslararası kurum olan W3C�nin kendi tarayıcı programı olan Amaya�dır.
Bu program, sadece Internet tarayıcı değil, aynı anda HTML sayfaları
oluşturmakta da kullanabileceğiniz bir HTML editörüdür. Birden fazla
HTML sayfasını açabilen, Internet�e bağlı iken bir yandan da sayfa
tasarımına olanak veren Amaya, HTML�i, olduğu gibi anlayıp, ekranda
gösteren tek tarayıcı programıdır. NN ve IE, HTML�e kendi yorumlarını
katarken, Amaya, sayfalarınızın gerçek HTML değerlerini ekrana
getirecektir. Bu program ücretsiz olarak http://www.w3C.org adresinden
indirilebilir. Bu programı edinmek, ve tasarlayacağınız Web sayfalarını
bu programla sınamak, tasarımcı olarak sizi diğer tarayıcıların
sayfanızı nasıl göstereceğini belirleme zorunluğundan kurtarmaz. Amaya,
bir HTML sayfasının sınanacağı ilk tarayıcı olmalıdır. Ama tasarımcı
olarak, sayfanızın NN veya IE�de �nasıl durduğunu� belirlemek
zorundasınız. Ayrıca Amaya, HTML standardının parçası olmayan, NCC ve MS
tarafından kendi tarayıcı programlarının bir ilave niteliği olarak
ortaya attıkları Java, Javascript, VBScript gibi programları
tanımamaktadır. HTML editörü olarak Amaya, bu alana yeni atılan bir
tasarımcının HTML�i öğrenmesine ve uygulamasına olanak sağlamakla
birlikte, çok yetenekli ve scripting pogramları oluşturabilen diğer
editing programlarına oranla basit kalabilir.
Yaygınlık Oranları
Internet�te http://browserwatch.internet.com adresinde bulabileceğiniz
istatistikler, size tarayıcılar arasında hangi programın ne oranda
rağbet gördüğünü söyleyecektir. Genel olarak ifade edersek, Netscape
Navigator halâ tüm bilgisayarlarda (PC, UNIX bilgisayarları ve
Macintosh) yarının biraz üzerinde bir paya sahip bulunuyor. IE ise,
üçret bir sınırını aşmış durumda. Listenin geri kalan bölümünü, en
genişi yüzde 2�lik bir pay olmak üzere, şu programlar paylaşıyorlar:
Cyberdog, IBrowse, Opera-3.0, Lynx, Echo, CacheFlow-Cache, IBM
WebExplorer, Opera-3.0, ve MacWeb.
Yardımcı Programlar ve Ek Birimler
Internet tarayıcıları, sadece HTML kodları ile yazılmış metinleri okuyup
anladıkları günleri çoktan geride bıraktılar. NN ve IE, artık bir çok
grafik dosyasını okuyup, ekranda resmedebiliyorlar. Bu gelişmeye rağmen,
Internet tarayıcının başlıca işi, hergün yeni bir türü ortaya çıkan ses,
video ve diğer çoklu ortam dosyalarının, veritabanı veya muhasebe
tablolarının hızlı gelişimine ayak uydurup, onları ekranda canlandırmak
olmadığı için, tarayıcı programını yazan uzmanlar, bu gibi
programlarının dışardan çalıştırılmasına olanak sağlarlar. Kullanıcı
isterse tarayıcısına, Internet�te adının uzatması �.xls� olan bir dosya
ile karşılaşınca, bunu ekranda göstermek için Microsoft Excel programını
çalıştırmasını bildirebilir. Yardımcı programlara ve bunların gerektiği
verileri sayfanıza koyarken, Internet tarayıcısına nasıl bildirimde
bulunacağınıza ilerde döneceğiz.
Plug-In denilen ek birimler ise, tarayıcıya tamamen farklı bir programı
açmak yerine, belirli bir tür dosya türünü ekranda canlandırabilme
yeteneği kazandıran eklerdir. Tarayıcı program bilgisayara kurulurken bu
ek birimler olmaksızın (ya da çok yaygın olanları ile) yüklenir.
Internet�te yeni bir tür dosya türü oluşturmak isteyen, ya da mevcut
türlerin Internet servisi sunan bilgisayardan (Server) müşteri
bilgisayara aktarılmasında yeni bir yöntem geliştiren kişi veya firma,
bu yeni dosya türünün tarayıcı tarafından bilgisayarda oluşturulabilmesi
için bir de �plug-in� oluşturur ve bunu genellikle ücretsiz dağıtır.
Diyelim ki, bir firma, Internet�te ses naklini çok daha hızlı ve kolay
hale getirdiğini düşündüğü yeni bir biçim geliştirdi. Bu biçimin
Internet hizmeti verenler tarafından benimsenmesi ve yaygın olarak
kullanılması, tarayıcı programların bu biçimi tanımasına, bu da firmanın
yeni ses nakil yönteminin gerektirdiği plug-in programcıklarını etkin
şekilde dağıtmasına bağlıdır. Kimi zaman bir yöntem o kadar beğenilir ve
Internet hizmeti verenler tarafından tutulur ki, plug-in tarayıcı
kullananların satın almak isteyecekleri bir program haline gelir. Çoğu
zaman, tarayıcı için gerekli plug-in kullanıcılara ücretsiz
ulaştırılırken, yeni yöntemi kullanarak Internet alanında sundukları
içeriği daha etkin hale getirmek isteyenler için gerekli oluşturma
programı parayla satılır. Bunun bir örneği Internet�te gerçek zamanlı
ses aktarmakta kullanılan RealAudio ses kayıt ve saklama yöntemidir.
Firma, ses dosyalarını bu yöntemle sıkıştırıp hızlı bir şekilde
ulaştırmak isteyenlere kodlama ve bunu Server�a yerleştirerek, isteyen
tarayıcıya aktaracak programı satarken, kendi tarayıcılarına RealAudio
dosyalarını okuyarak, bilgisayarın ses kartını ve hoparlorunu kullanarak
bu dosyayı sese çevirecek ek birimi ücretsiz dağıtmaktadır.
Web tasarımcısı, özellikle ses, video ve diğer grafik unsurların
Server�dan müşteriye aktarılmasında ne gibi yöntemler olduğunu ve
gelişmeleri izlemek zorundadır. HTML sayfanıza bir ses unsuru koymaya
karar verdiğiniz zaman NN veya IE kullanan bir kişinin bunu
bilgisayarında dinleyip-dinleyemeyeceğini de hesaba katmak zorundasınız.
İlerde, Web tasarımında çoklu ortam unsurlarından söz ettiğimiz zaman,
plug-in�lere döneceğiz.
Java, ActiveX
Bu bölümü bitirmeden, HTML sayfalarınıza koyabileceğiniz ve HTML�i
duraganlıktan kurtarıp, hareket ve hatta kullanıcı ile etkileşmeli hale
getiren unsurlardan da kısaca söz edelim.
Java dili ile yazılmış programlar veya programcılar (Applet) ve
Microsoft firmasının Windows ortamı için geliştirdiği ama zamanla diğer
işletme sistemlerine de yayılan ActiveX Kontrolleri, tarayıcı programın
yanı sıra, ama ondan bağımsız olarak, çalışan ve ortaya çıkarttıkları
sonucu, programcığı veya Kontrol�ü yazan kişinin amacına bağlı olarak,
ya tarayıcı içinde, ya da tarayıcı dışında ekrana getiren veya yapan
unsurlardır. Hareketli Web sayfalarından ve Dinamik HTML�den söz
ettiğimiz zaman bu iki unsuru daha geniş ele alacağız.
Bölüm II: HTML�in Temel Unsurları
HTML sayfanın temel taşı nedir, diye sorarlarsa, çekinmeden
�Metinlerdir,� diye cevap verebilirsiniz. Günümüzde birçok Internet
alanında sayfalarında hiç yazı bulunmasa, sayfanın bütün içeriği sadece
grafikten ibaret olsa ve HTML�den sadece grafik unsurları bir arada
tutmak ve ziyaretçinin bilgisayarına aktarmak için yararlanılsa da,
bütün grafik unsurların ziyaretçiyi götürüp bırakacağı son nokta, bir
bilgi kümesidir, metindir. Bu bölümde HTML�in temel yapı unsuru olan
metne nasıl yer verileceğini ve metnin nasıl biçimlendirileceğini ele
alacağız. Bunu yapmak için de bir HTML sayfası oluşturacağız ve bunu
beğendiğimiz bir tarayıcı ile açıp, bakacağız. Bu suretle Web
tasarımının metinle ilgili araçlarını, metin şekillendirmek etiketlerini
tanımış olacağız. Daha sonra HTML sayfa tasarımında kullanacağımız
elemanları, stil sayfaları, tablo, ve çerçeve, grafik ve çoklu-ortam
(multimedya) unsurlarını tanıyacağız.
Etiketler (Tag)
HTML komutları içeren ve tayarıcıların tanıyabildiği dosya, aslında
içinde ASCII karakterlerden başka unsur olmayan, düz yazı dosyalarıdır.
Tarayıcıya, sayfayı ekranda oluştururken vermesini istediğimiz biçimle
ilgili komutları bir dizi özel işaretleme etiketlerini kullanarak
veririz. Başka bir deyişle, tarayıcı bir paragrafın, cümlenin, satırın,
kelimenin ya da harfin önünde, onun ekranda nasıl gösterileceğine
ilişkin etiketi görür ve bu etiketin gerektiği işlemi icra eder.
Siz, Web sayfasının mimarı olarak, Server�a koyacağınız HTML metninin
içinde, bir anlamda, �Netscape veya Internet Explorer: Buraya bir etiket
koyuyorum. Bu etiket, büyük başlık etiketidir. Ben sana bu etiketin
kapsadığı kelimelerin bittiğini söyleyinceye kadar, vereceğim bütün
kelimeleri büyük başlık olarak sun!� demiş oluyorsunuz. Dolayısyla,
HTML�de ilke, önünde etiketi olmayan herhangi metne yer vermemektir.
Önünde etiketi olmayan herhangi bir metin parçası, tarayıcı tarafından
temel paragraf olarak nitelenir.
HTML, içinde kontrol kodu olmayan metin dosyasıdır. Bu, söz gelimi
WordPerfect veya Microsoft Word ile yazdığınız ve uzatması �.wp� veya
�.doc� olan bir isimle ve WordPerfect veya Word biçiminde
kaydettirdiğiniz bir belge, HTML etiketleri içerse bile, HTML dosyası
sayılamaz. Çünkü kelime-işlem programınız, bu dosyanın içinde kendi
kontrol kodlarını koymuştur. Böyle bir dosyanın adındaki uzantıyı
silerek, yerine �.htm� uzantısını verin ve tarayıcınıza açtırmaya
kalkın!
/////////////KUTU///////////////////////
Düz Yazı Dosyası ve HTML
Düz yazı biçiminde kaydedilmemiş bir metni tarayıcıya açtırma
denemesini, burada birlikte yapalım. Yandaki paragrafı içeren bir metni,
örneğin HTML.DOC adıyla, Word dosyası olarak kaydedelim ve sabit diskte
bu dosyayı bulup, adını �HTML.HTM� olarak değiştirilim.
Bilgisayarlarımızda, �.htm� uzatması ile bağlantılı tarayıcı Netscape
Navigator veya Internet Explorer olarak. Adını değiştirdiğimiz bu
dosyayı iki kere tıkladığımızda, sistemin varsaydığı tarayıcı açılacak
ve karşımıza şuna benzer bir tablo çıkacaktır:
[reh000.tif]
Bu kargaşanın nedeni, tarayıcı programın, uzantısı �.htm� veya �.html�
olan bir dosyayı, içinde kontrol kodu olmayan, düz yazı dosyası sanması
ve Word belgesindeki kontrol kodlarını da metin olarak ekranda
göstermesidir. Belgemizin içinde hiç bir HTML etiketi yer almadığı için
de, tarayıcımız bu yazıyı, düz paragram olarak gösteriyor. Aynı yazıyı,
bu kez Word programına düz yazı olarak kaydettirelim. Word bu dosyaya,
�HTML.txt� adını verecektir. Şimdi de bu dosyanın adını �HTML.htm�
olarak değiştirelim ve iki kere tıklayalım. Tarayıcıda karşımıza şöyle
bir görüntü çıkacaktır:
[reh001.tif]
Bu dosyanın içinde kelime işlemcinin kontrol kodları bulunmadığı ve
dosyada metnin dışında başka bir unsur olmadığı için, tarayıcı metni
yorumlamakta güçlük çekmeyecektir. Ne var ki, kelime-işlemci metni ASCII
olarak kaydederken, metnin Türkçe karakterlerini en yakın ASCII koduna
çevirdiği için, yazıdaki Türkçe harfleri kaybetmiş olduk.
Aynı paragrafı HTML dosyası olarak (ilerde değineceğimiz bir programın
yardımıyla) ve sayfanın kodlama dili olarak Türkçe�yi seçerek
kaydettiğimiz zaman, tarayıcımız, sayfayı hem kolayca açıp ekranda
gösterebiliyor; hem de Türkçe karakterlerin kodları, tarayıcı tarafından
tanınabiliyor:
[html rehberi003.tif]
////////////////////////////////////////////////////////
HTML düz yazı olduğuna göre, bir HTML dosyası oluşturmak için, tabii
HTML kodlarını kendiniz yazacaksanız, herhangi bir kelime-işlem
yazılımını kullanabilirsiniz, ama kaydettirirken �Sadece metin olarak,�
�Text only,� �ASCII dosyası,� �ANSI Dosyası� gibi, programın kendi
kontrol kodlarını koymayacağı bir biçim seçmek zorundasınız.
///////////////NOT/////////////////////////////
HTML mi, HTM mi?
Windows ortamında HTML etiketlerini kendiniz vererek HTML dosyası
oluşturmak ya da bir HTML dosyasında değişiklikler ve düzeltmeler yapmak
istiyorsanız, kullanabileceğiniz en uygun program Not Defteri�dir
(NotePad). DOS ortamında Edlin veya Edit, Macintosh�da ise SimpleText�i
kullanabilirsiniz. HTML kodunuzu Microsoft Word, Corel WordPerfect veya
beğendiğiniz herhangi bir kelime işlemcisi ile oluşturduğunuz taktirde,
Dosya menüsünden Adıyla Kaydet maddesini seçin ve Biçim olarak Düz Yazı
Olarak, ASCII Metin gibi bir biçimi seçin. HTML dosyalarının adlarının
uzantısı, �.htm� veya �.html� olabilir. İşletme sisteminiz üç harften
fazla uzatmaya izin vermiyorsa (DOS veya Windows 3.x gibi) �.htm�i
tercih edin.
//////////////////////////////////////////////
İlerde, yaygın kelime işlem programlarının HTML yeteneklerinden ve
yapacağınız sayfaların HTML kodunu otomatik olarak oluşturacak
programlardan sözedeceğiz. Ama şimdi, herhangi bir kelime işlem
programını açın ve aşağıdaki örneği birlikte yapalım:
HTML için markup (işaretleme) dili dediğimizi hatırlıyor olmalısınız.
Yani, bir HTML dosyasında, Internet alanımızı ziyaret edecek kişinin
bilgisayar ekranında belirlemesini istediğimiz metinlerimiz, grafik
unsurlarımız ve diğerleri ile bunların nasıl belirmesini istiyorsak onu
belirten işaretlerimiz. Bu işaretlere, HTML etiketi dediğimizi de
hatırlıyor olmalısınız. HTML dosyası oluştururken, aslında yaptığımız
iş, belirli metnin önüne, o metnin tarayıcı tarafından tanınacak ve
gereği yapılacak bir etiket koymaktan ibaret. Tarayıcıya, etiketle,
gerçek metni birbirinden ayırt etmesi için etiketlerimizi �küçüktür� (<)
ve �büyüktür� (>) dediğimiz iki işaretin arasına alırız. Bu işaretlere,
kimi İngilizce kaynaklardan doğrudan çevirerek �köşeli parantez�
dendiğine de tanık oluyoruz. Oysa köşeli parantez adını �[� ve �]�
işaretleri için kullanmak daha doğrudur. Sadece Web tarayıcınız değil,
HTML dilini anlayan her program, bu işaretlerin arasındaki kelime veya
kelimelerin ekranda gösterilmek üzere değil, gereği icra edilmek üzere
verildiğini anlayacaktır. HTML�i geliştiren uzmanların etiket olarak
üzerinde anlaştıkları kelimelerin büyük harfle veya küçük harfle
yazılması arasında fark yoktur. Bir etiket kelimeyi büyük harfle de
yazsanız, küçük harfle de yazsanız, hatta büyük harflerle küçük harfleri
gelişi-güzel bile kullansanız, tarayıcı tarafından anlaşılacaktır. Bir
başka deyişle, tarayıcı için �OKU� ile �Oku,� �oKu,� �okU� ve �oku� aynı
emirlerdir.
Bir kaç istisnası dışında, bütün HTML etiketlerinin kapsadığı alanın
bittiği aynı kelimenin önüne bölü işareti (/) konularak oluşturulan
ikinci etiketle belirtilir. Yani, diyelim ki <Oku> komutuyla
başlattığınız işi, </Oku> komutuyla bitirirsiniz.
/////////////////////////NOT////////////////////
Büyük Harf, Küçük Harf?
Oluşturacağınız Web sayfaları, ilerde bu görevi devralacak başkaları
tarafından düzeltilebilir, değiştirilebilir, kısmen kullanılabilir. İyi
bir mimarın planlarının başka bütün mimarlar tarafından hiç tereddütsüz
anlaşılabileceği gibi, sizin sayfalarınızın da başka Web alan
yöneticileri ya da sayfa tasarımcıları tarafından kolaylıkla
okunabilmesi şarttır. Nasıl bir yöntem izlerseniz izleyin; ama bir
alanda yer alan bütün sayfalarınızda aynı yöntemi izleyin: kodlarınız ya
tümüyle büyük harf olsun, ya da tümüyle küçük harf. HTML tarayıcıların
okuduğu ama gereğini yerine getirmediği yorum/açıklama tarzındaki
etiketleri kullanarak, sayfalarınızın bölümlerinin insan gözüyle
okunulup anlaşılabilmesini sağlayın.
/////////////////////////////////////////////////////////
HTML Dosyasının Bölümleri
HTML dosyasının bir tarayıcı tarafından tanınması, yorumlanması ve
gereğinin ekranda yapılabilmesi için, belgenin bir HTML belgesi
olduğunun bildirilmesi şarttır. Bu bildirimi dosyanın tümünün etiketi
anlamına gelen <HTML> etiketi, bir HTML belgesinin ilk kelimesi olarak
yazılır. Tarayıcıya, HTML dosyasının bittiği de </HTML> etiketiyle
bildirilir.
/////////////////////////////////////////NOT//////////
Açtığınızı Kapatmayı Unutmamak İçin
İyi bir tasarımcı olarak, HTML belgesini oluştururken, yazdığınız her
etiketi bitiş etiketi ile birlikte yazın: <HTML></HTML> gibi. Sonra, iki
etiketin arasına ilgili komutları ya da metinleri koyun.
//////////////////////////////////////////////////////////// //
HTML belgesi, iki bölüme ayrılır: Baş taraf (başlangıç) (<HEAD>) ve
gövde (<Body>) bölümleri. Web tarayıcılar, bir belgeyi sizin arzu
ettiğiniz tarzda yorumlayabilmek için, HTML etiketini gördükten sonra
derhal HEAD ve BODY etiketlerini arar ve ekrandaki sayfayı buna göre
biçimlendirirler. Sayfanın �baş tarafı� sayfanın en üstünde, örneğin bir
gazetenin başlığı gibi gösterilen bir metin olmayıp, ilerde ele
alacağımız belge hakkında genel bilgileri kapsayan bölümdür. Burada yer
alabilecek genel etiketleri (meta tag) ayrıntıları ile inceleyinceye ve
ne işe yaradıklarını görünceye kadar, şimdilik örnek sayfalarımızda baş
tarafı başlatan ve bitiren etiketleri koyup, aralarına, HTML
sayfalarının İngilizce metinlerden oluştuğunu varsayan tarayıcıya,
sayfamızın Türkçe olduğunu bildirmek için�şimdilik anlamının üzerinde
durmadan�bir genel etiket koyacağız. Şimdi herhangi bir kelime
işlemcisinde, örneğin Windows ortamında Not Defteri�nde, Macintosh�ta
SimpleText�te şu örneği aynen yazın ve dosyayı düz yazı dosyası olarak
kaydedin.
<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html;
charset=windows-1254">
</HEAD>
<BODY>
Web Tasarım Rehberi�ne Hoş Geldiniz!
</BODY>
</HTML>
Gördüğünüz gibi ilk HTML sayfamız, tarayıcıya bu dosyanın bir HTML
dosyası olduğu beyanıyla başlıyor. İlerde anlamını öğrenmek üzere baş
taraf etiketlerinin arasına sayfamızın Türkçe olduğunu belirten genel
etiketi koyuyoruz; ve gövde bölümünde, ziyaretçilerimize hoşgeldiniz,
diyoruz. Bu dosyayı, örneğin �hosgeld.htm� adıyla kaydedin. Kelime
işlemcinizi kapatmayın; bir kenarda dursun. Kaydettiğiniz dosyanın
simgesini bulunduğu yerde iki kere tıklayın; �.htm� uzantısı ile
bağlantılı tarayıcınız hangisi ise, o açılarak, sayfayı yükleyecektir.
reh004.tif
//////////////////////NOT////////////////////
�Open� mı, �Browse� mı?
Internet Explorer�ın 4�ncü sürümünde programı başlattıktan sonra, Dosya
(File) menüsünden Aç (Open) maddesini seçerek, ve açılacak diyalog
kutusunda Araştır (Browse) düğmesine basarak oluşturduğunuz dosyayı
bulabilirsiniz. Netscape Navigator�da ise yine File (Dosya) menüsünden
Open Page (Sayfa Aç) maddesini seçerek, ve gelecek dilayog kutusunda
Choose File (Dosya Seç) kutusunu tıklayarak oluşturduğunuz dosyayı
arayabilir ve yükleyebilirsiniz. İşini kolaylaştırmak için, �.htm� ve
�.html� uzantılarını en beğendiğiniz tarayıcı ile ilişkilendirirseniz,
herhangi bir HTML dosyasını iki kere (Internet Explorer 4.x�ün masaüstü
unsurlarını koymuş iseniz, bir kere) tıklayınca, tercih ettiğiniz
tarayıcı dosyayı otomatik olarak açacaktır.
//////////////////////////////////////////////////////////
İlk HTML sayfanız şimdi karşınızda. HTML etiketleri arasına yazdığınız
mesaj ekranda, tarayıcının varsayılan fontu ile ve yine varsayılan
büyüklükte, gösteriliyor.
Şimdi, tarayıcının program adının yazılı olduğu üst çerçeveye dikkat
edin: �F:\hosgeld.htm � Microsoft Internet Explorer� ya da sadece
�Netscape� kelimelerini göreceksiniz.
Şimdi, hala açıksa, �hosgeld.htm� dosyasını yazdığınız kelime
işlemcisini ön plana getirin ve üçüncü satıra �<Web Tasarım
Rehberi</TITLE>� kelimelerini yazın. Dosyanızın tümü şu şekli almış
olacaktır:
<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html;
charset=windows-1254">
</HEAD>
<TITLE>Web Tasarım Rehberi</TITLE>
<BODY>
Web Tasarım Rehberi�ne Hoş Geldiniz!
</BODY>
</HTML>
Burada yaptığımız, sayfamıza bir başlık vermekten ibarettir.
Title/Başlık etiketi, tarayıcıya, bu etiketin, programın adıyla
birlikte, çerçevede gösterilmesi talimatını verecektir.
Şimdi bu sayfayı aynı isimle bir kere daha kaydedin; ve oluşan dosyayı
iki kere tıklayın. Açılan tarayıcıya, en üstteki çerçevenin üzerindeki
başlığı okuyun:
reh005.tif
Title/Başlık komutu, IE�de, dosya adı yerine sayfanıza verdiğiniz Benim
Sayfam başlığının tarıyıcı programının adıyla birlikte, programın
çerçevesinde gösterilmesini sağladı. Netscape de şimdi program
başlığında sadece kendi adını değil, bizim sayfamızın başlığını da
göstermektedir. Yani, Title komutu ile, HTML sayfamızın içinde bir iş
yapmış olmuyoruz, sadece tarayıcıya, kendi başlık alanında sayfamızı
bilgisayar kullanıcısına hangi başlıkla sunmasını istediğimi söylemiş
oluyoruz.
////////////////////////////////////////NOT//////////
HTML Editörleri
HTML kodunu kendisi oluşturan ve tasarımcıya görsel araçlar kullanma
imkanı veren bir çok program çıktı. Kısaca HTML editörü denen bu
programların bir özelliği WYSIWYG imkanına sahip olmalarıdır. İngilizce
�Ne Görüyorsan, Onu Alırsın� kelimelerinin başharflerinden oluşan bu
terim, yaptığınız tasarımın ekranda nasıl görülüyorsa aynen o şekilde
HTML dosyasına haline dönüştürüleceğini ifade ediyor. Bu tür
programların bir özelliği, oluşturduğunuz sayfaya hemen �Untitled�
(Başlıksız) başlığını vermektir. Sayfalarınızı böyle bir program
yardımıyla oluşturuyorsanız, ilk işiniz sayfa özellikleri (Page
Properties) kutusunu açıp, sayfanın başlığını vermek olmalıdır.
//////////////////////////////////////////////////////////
İlk HTML sayfamızı yazmış ve incelemiş olduk. Bundan sonrası,
sayfalarımıza daha çok içerik koymak ve onları biçimlendirmekten ibaret.
Bunun için ilk adım olarak Style Sheet (Stil Sayfaları) denilen,
tarayıcıya toplu biçimlendirme komutları veren etiketleri inceleyeceğiz.
Web Sayfasının Biçimlendirilmesi
Bir anlamda, HTML etiketlerinin yarısından fazlası metin biçimlerdirme
komutlarıdır. Ama bu komutlar, HTML etiketlerini geliştirenlerle,
ürettikleri tarayıcı programların bunları nasıl yorumlayacağına karar
veren uzmanların belirlediği biçimlerden ibarettir. Örneğin, HTML, temel
metin unsuru oharak paragraf (<p>..</p>) ve altı ayrı büyüklükte başlık
(Heading) kodu içerir (H1, H2, H3, H4, H5, ve H6). Ne var ki, temel
metin harfleri ile başlıkların gerçekten ne kadar büyük olacağına,
tarayıcı program karar verir. Bir programda H1, 16 punto olabilir; bir
diğerinde 14. Ayrıca kullanıcı, kendi tarayıcısında bazı seçenekleri
değiştirmiş, varsayılan metin yazısı ölçüsünü azaltmış ya da arttırmış
olabilir. Bu durumda, ölçüsünü göreceli olarak normal paragraf harfi
büyüklüğünden alan diğer bütün başlıkların da ölçüsü değişecektir. Bu
değişiklik, sizin sayfalarınızın kullanıcının ekranında arzu ettiğiniz
görsel etkiyi oluşturacak şekilde canlandırılmasını önleyebilir. Ayrıca
HTML etiketlerini benimseyip, kullanmak, tarayıcı programlarını üreten
firmalara kalmış bir tutum olduğuna göre, bütün HTML etiketlerinden yazı
biçimlendirmede yararlanamayabilirsiniz. Örneğin, metin biçimlendirmede
kullanılan bir diğer, alıntıları belirten Q (quotation) etiketidir.
Netscape, bu etiketi taşıyan metni sabit genişlikteki fonta çevirirken,
Internet Explorer, bu etiketin sonucu olarak metinde hiç bir biçim
değişikliği yapmayacaktır.
////////////////////////////////NOT///////////////////////// ///
Harf Genişliği
Eski daktilolarda, kağıdı hareket ettiren mekanizma, her harfin
genişliğine göre farklı hareket edemediği için �i� harfi gibi sadece bir
çizgiden olan harf de, içine üç adet �i� harfi alabilecek olan �m� harfi
de aynı genişlikte bir alana yazılırdı. Zamanla dizgi makinalarının
�akıllı� hale gelmeleri ile, her harf, �m� harfinin kaçta kaçı kadar bir
alan kapladığına bakarak, farklı yere yazılır hale geldi. Harfleri
büyüklüklerine göre göreli genişlikte olan fontlarla bütün harfleri aynı
genişlikte olan fontların farkı buradan kaynaklanır. Günümüzde, eski
daktilo metinlerin sağladığı görsel etkiyi sağlamak üzere, bilgisayar
fontları arasında da her harfinin alanı eşit, fontlar var.
/////////////////////////////////////////////////////////
Ne var ki, HTML 4 ile, etkisi duragan ve niteliği bir anlamda
kullanıyıca bağlı olan bu etiketleri kullanma yerine, artık her
paragrafı, hen cümleyi, hatta her harfi arzu ettiğiniz gibi
biçimlendirebilirsiniz. Artık duragan etiketleri de, tarayıcının değil,
kendi ettiğiniz biçimde kullanma imkanınız var. Dahası, bir tek dosyada
bir tek kelimeyi değiştirerek, yüzlerce sayfadan oluşan bir Internet
alanınında söz gelimi bütün başlıkları maviden turuncuya çevirebilir;
bütün alıntıları italikten siyah harfe, Times�dan Arial�a
çevirebilirsiniz.
HTML sayfada metin stili dediğimiz zaman, metnin Internet alanımızı
ziyaret eden kişinin bilgisayar ekranında hangi tür harfle (Arial,
Times, Verdana, Helvetica, vd.), bu harfin normal türüyle mi, ya da
siyah (bold) veya italik tarzıyla mı, hangi büyüklükte (12 punto, 18
punto, 24 punto), ve ne renk gösterileceğini, sayfanın ya da içinde
bulunduğu tablo hücresinin sağına mı, soluna mı, ortasına mı
bloklanacağını kasdediyoruz. HTML 4�de, metin stil unsurları arasında,
geri plan rengi gibi, daha başka unsurlar da vardır. Bunları, daha sonra
ele alacağız. Şimdi sadece sayfa tasarımında kullanabileceğimiz
unsurlardan biri olarak, stillerin HTML sayfasında nasıl yer aldığına
bakalım.
HTML 4, üç ayrı stil imkanına sahiptir. Bir paragrafın (paragraf, bir
kelime, hatta bir harf bile olabilir), ya da bir paragrafın bir
bölümünün stili, hemen önüne konulacak bir stil komutu ile
belirlenebilir. Buna in-line (aynı satırda) biçimlendirme komutları
denilir. Burada bu tür biçimlendirmeyi biraz ayrıntılı ele alacağız ve
bir iki örnekle nasıl kullanıldığına değineceğiz. Diğer iki
biçimlendirme yöntemi olan HTML sayfasının başlangıç bölümüne gömülmüş
ve gövde bölümünden buraya atıf yapılan �Embedded� stil etiketleri ile
HTML dosyasının tamamen dışında, dosya adı uzantısı �.css,� içeriği düz
yazı dosyası biçiminde olan Cascading Style Sheets (Yığılma Stil
Sayfaları) tarzındaki stil olanaklarını Dinamik HTML bölümünde ayrıntılı
ele alacağız. Burada kısaca söz etmek gerekirse, Gömülmüş (Embedded)
stil bölümü, biraz sonra ayrıntılı olarak ele alacağımız yerel
biçimlerdirme kodlarını HTML dosyasının başlangıç bölümüne toplu halde
koymaktan ibarettir. Böylece dosyanın gövde bölümünden toplu stil
kodlarıyla tanımlanmış etiketleri kullanarak her seferinde yerel
biçimlendirme kodları girmekten kurtulmuş oluruz, Ancak bu yöntemi
uygulamak için, Internet alanınızdaki her sayfanın baş tarafına bu
kodları girmek zorundasınız. Oysa toplu biçimlendirme kodlarınızı ayrı
bir düz yazı dosyası halinde saklamanız ve Internet alanınızda yer
vereceğiniz bütün sayfaları bu stil dosyası ile bağlantılandırmanız
mümkündür. Buna bağlı (linked) stil dosyası denir. Bu yöntem,
tasarımcıya bu dosyada yapacağı değişiklikle, bütün sayfalarda
değişiklik yapma imkanı verir.
HTML 4�ün tanıdığı bu üç stil yöntemini kullanarak Web alanındaki bütün
sayfalar baştan sona tutarlı bir görünüme kavuşabilir. Web
tasarımcıları, stil belgeleri sayesinde, adeta gazete, dergi ve diğer
basılı yayınları hazırlamakta kullanılar masaüstü yayıncılık
programlarını kullananlara yakın bir tasarım esnekliği ve kalite
düzeyine ulaşmış bulunuyorlar. HTML ile henüz herhangi bir masaüstü
yayıncılık programında yapılan bütün tasarım incelikleri uygulanamaz;
ama stil belgelerinin dikkatli ve titiz şekilde kullanan ve bu alandaki
gelişmeleri takip eden bir tasarımcı, herhangi bir gazete sayfası
tasarımcısını bile kıskandıracak sayfalar hazırlayabilir.
Stil etiketlerini yorumlama ve özellikle yukarıda değindiğimiz son iki
yöntemin kullanılma açısından bütün tarayıcıların eşit düzeyde
olmadığını söylememiz gerekir. Internet Explorer�ın 4�ncü sürümü HTML
4�ün bütün etiketlerini tanırken, Netscape�in 4�ncü sürümü HTML 3.2�nin
etiketlerinin tümünü, HTML 4�ün de bir kısmını tanıyor. Web sayfasını
tasarımcısı olarak, tarayıcıların hangi stil etiketlerini tanıdıklarını,
hangisini tanımadıklarını izlemeniz ve sayfalarınızın bütün
kullanıcıların bilgisayarında hemen hemen aynı tarzda gösterilmesini
sağlamak için bunlardan hangisini kullanacağınıza, hangisini
kullanmayacağınıza karar vermeniz gerekir. Başvuru bölümünde bazı
etiketlerin tarayıcıların hangi sürümü tarafından tanındığına
bakabilirsiniz.
Şimdi yerel biçimlendirme yöntemine ayrıntılı olarak bakalım.
Yerel Biçimlendirme
Diyelim ki, Web�de sayfa tasarımı konularını bir araya getiren,
karşınıza çıktığında beğendiğiniz sayfaların adreslerini, bir yerlerde
okuduğunuz bir makalenin ana mesajını aktaran ve Web tasarımcılarının
birbirleriyle fikir alışverişi yaptıkları bir Internet alanı oluşturmak
istiyorsunuz. Sayfanıza şu metni koymak istiyorsunuz:
�Bizler, inandığımız için ve bilinçli olarak harf tasarımcısıyız, harf
dökümcüsüyüz, sayfa dizgicisiyiz.. Yoksa, yeteneğimiz daha yüksek şeyler
için elverişsiz olduğu için değil. Biz inanıyoruz ki, en yüksek düzeyde
beceri gerektiren şey, bizim sanatımıza en yakın olanıdır.
Rudolf Koch - Alman harf dökümcüsü, kaligraf
Dikkat ederseniz, metinde bir cümle siyah harflerle dizilmiş ve kaynak
italik harflerle gösterilmiş bulunuyor. Şimdi bu paragrafı, biraz önce
oluşturduğumuz Hoşgeldiniz sayfasına alalım ve siyah harflerle
italikleri oluşturmaya çalışalım. Yukarıdaki örnekte kaydettiğiniz HTML
dosyasını açın ve �Benim Web Sayfama hoş geldiniz!� kelimelerini silip,
yerine yukarıdaki paragrafı yazın:
Bitirdiğinizde ekranınızdaki HTML kodu şöyle olmalıdır:
<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html;
charset=windows-1254">
</HEAD>
<TITLE>Web Tasarım Rehberi</TITLE>
<BODY>
<p>�Bizler, inandığımız için ve bilinçli olarak harf tasarımcısıyız,
harf dökümcüsüyüz, sayfa dizgicisiyiz.. <b>Yoksa, yeteneğimiz daha
yüksek şeyler için elverişsiz olduğu için değil.</b> Biz inanıyoruz ki,
en yüksek düzeyde beceri gerektiren şey, bizim sanatımıza en yakın
olanıdır.</p>
<p>Rudolf Koch - <i>Alman harf dökümcüsü, kaligraf</i></p>
</BODY>
</HTML>
Burada paragraf etiketini kullandığımıza dikkat edin. <p>..</p>
etiketleri, tarayıcıya, ana metin unsurunu verir. Tarayıcı bu etiketi
gördüğü anda, takibeden unsuru (bu bir başka metin olabileceği gibi, bir
grafik öge, veya tablo da olabilir) bir satır aşağıya ve yeni satırın en
başına alır.
/////////////////////////////////NOT///////////////
Yeni Paragraf ile Yeni Satır�ın farkı.
</p> etiketi, tarayıcıya, yeni bir paragraf başlatmasını söyler. Buna
karşılık, bir metinde bir satır, nerede bitiyorsa orada bitsin,
takibeden satır yeni bir paragraf yapmadan, alttaki satırın başına
gitsin isteyebilirsiniz. Bu iki durumun, yani yeni paragraf ile paragraf
başlatmadan yeni satıra gitmenin farkı da mekanik daktilodan geliyor.
Daktilo yazma kurallarından biri, yeni paragraf başlatırken, iki
paragrafın arasında normal satır aralarına verdiğiniz boşluktan daha
fazla boşluk vermekti. Diyelim satırlarınız tek aralıkla yazılıyorsa,
paragraflarınızın arasında en az bir buçuk aralık olması gerekirdi.
Ayrıca her yeni paragraf bir miktar içerden başlardı. Elektrikli
daktiloların icadıyla, yazana kolaylık olması için mühendisler, yeni
paragraf yapmayı ve sadece satır atlatmayı ayrı ayrı tuşlarla yapılır
hale getirdiler. Bugün ENTER veya RETURN tuşu, kelime işlem
programınızın varsayılan ayarlarına bağlı olarak, iki parafraf arasında
arzu ettiğini bir miktar boşluk bırakır ve yeni paragrafı biraz içerden
başlatır. Yeni paragrafın normal satır aralığından daha fazla boşluk
bırakmadan ve birinci satırı içeri girmeden yazılmasını istiyorsanız,
yine programına bağlı olarak, örneğin ENTER veya RETURN tuşuna basarken,
CONTROL tuşunu da tutmanız gerekir. Internet�in ilk günlerinde,
yazıların ekranda mümkün olduğunca kelime işlem programlarına benzer
şekilde oluşturulması amacıyla </p> etiketine yeni paragraf başlatma,
buna karşılık <BR> (line break) etiketine de sadece satır atlatma görevi
verilmişti.
/////////////////////////////////////////
Paragraf etiketinin nasıl bloklanacağını ALIGN yüklemi belirlersiniz.
Örneğin paragraf etiketini <p align=center> şeklinde kullanırsanız, </p>
etiketine kadar gireceğiniz bütün metin, bulunduğu yerde ortalanacaktır.
Paragraf etiketinin çeşitli kullanım özelliklerine aşağıda döneceğiz,
Ama şimdi bu HTML sayfasını farklı bir isimle kaydedin ve kaydettiğiniz
dosyayı tarayıcınızda açın. Bu paragraf, herhangi bir tarayıcının
ekranında, şöyle gösterilecektir:
reh007.tif
Bu görünümü sağlayan HTML komutları, koyu renkli (matbaacılıktan kalma
deyimle siyah harfler) için <B> (ve tabiî, bu etiketin etki alanının
bittiğini belirten eşi </B>), italik için <I> (ve </I>) etiketleridir.
Aynı şekilde istersek. bir paragrafın veya bir bölümünün harf ailesini
(fontunu) da değiştirebiliriz. Yukarıdaki örnekte, metnimizin
tarayıcının ekranında nasıl gösterileceğini bilgisayar kullanıcısının
seçtiği varsayılan fonta bırakıyoruz. Başka bir deyişle, sayfamızın
tarayıcıda hangi temel harfle gösterileceğini biz tayin etmiyoruz, işi
bir bakıma şansa bırakıyoruz. Oysa oluşturduğumuz Internet alanı
edebiyatla ilgili olduğuna göre, harf ailesini, sanata biraz daha önem
verecek şekilde biz seçebiliriz.
/////////////////////////////NOT////////////////////////
Internet�te Font meselesi
HTML sayfanızı tasarlarken, kendi bilgisayarınızda mevcut fontların,
Internet alanınızı ziyaret edecek herhangi bir kişinin bilgisayarında
mevcut olacağını varsaymanız hata olur. Bunun için hemen hemen bütün
Windows ve Macintosh ortamlarında mevcut harf ailelelerinden
ayrılmamanız gerekir. Netscape ve Internet Explorer programlarının yeni
sürümleri, kurulurken, kullanıcının bilgisayarına Internet�in klasik
fontları olmaya başlayan bazı harf ailelerini yüklüyorlar. İşletme
sistemlerinin temel harfleri ile tarayıcıların eklediği harfler arasında
seçim yaparak da görsel etkisi arzu ettiğinize yakın sayfalar
tasarlamanız mümkün. Bir başlıkta, ya da bütün sayfalarınızda ortak bir
logo�da mutlaka arzu ettiğiniz bir fontu kullanmak istiyorsanız, bu
başlık ya da logoyu, grafik haline getirebileceğinizi unutmayın. Ama
grafiklerin de sayfanızın ziyaretçinin bilgisayarına aktarılması
süresini uzatacağını akıldan çıkartmayın. Metinlerinizi, sırf görsel
etki için grafik halinde sunarsanız, bir süre sonra ziyaretçilerinizin
beklemekten bıkıp, başka sayfalara gidebileceğini hatırlayın.
////////////////////////////////////////////////////////
/////////////////////NOT/////////////////////////
SERIF-SANS SERIF Harfler:
Latin alfabesine bugünkü biçimini veren eski Romalılardır. Harflerin kol
ve bacaklarının ucunda, ana çizgiye dik gelecek kısa sonlardırma çizgisi
olan serif�in ilk kez kağıt üzerinde mi, yoksa harfleri anıtlara oyan
yontma ustalarının keskilerinden mi doğduğu bugün bile tartışmalıdır.
Serif, daha sonra matbaacılıkta da çok iyşe yaramıştır. İlk yıllarda
kağıt üzerinde harf şeklinde iz bırakan harf kalıpları çoğu zaman şimşir
tahtasından oyularak yapılırdı. Bu kalıplara mürekkep sürülür ve üzerine
konan kağıda basılırdı. Tıpkı lastik damga gibi! Ama tahta harf
kalıplarının uçları çok çabuk aşınırdı. Aşınmanın uzun zaman alması
için, zamanla harflerin kol ve bacaklarının çıkıntılı, yani serif
yapılması gelenek oldu. Daha sonra, kurşun ve tunç gibi dayanıklı
malzemeden harf kalıpları üretildiği zaman, çıkıntıları olmayan,
sans-serif (serif�siz) harfler yaygınlaştı. Günümüzde de bilgisayar
fontları, serif, sans serif ve dekoratif diye üçe ayrılıyor. Basılı
eserlerde görsel etki, zıtlıklardan yararlanrak sağlanır. Bir sayfada
yer alacak iki yazı unsuruna gerekli dikkati çekebilmek için bunlardan
birinin serif, diğerinin sans serif harfle verilmesi yaygın bir
uygulamadır. Ekranda zıtlıklar yoluyla dikkat çekebilmek için harf
türünden başka şeyler, örneğin renk ve hareket unsuru da kullanabiliriz.
Fakat matbaacılıktan kalma bir gelenekle, HTML tasarımcıları arasında
başlıkla metni birbirinden serif-sans serif harflerle ayırmak giderek
yaygınlaşıyor. Ekranda okuma kolaylığı açısından sans serif harfleri
tercih edin. Özellikle küçük puntolu serif harflerin okunması çok zor
olabilir.
//////////////////////////////////////////////////////////
Sayfamızda metinlerimizi Arial veya Helvetica; başlık ve kaynakları
kaynağı da Times veya Times Roman ile gösterelim. Bunun için, HTML
kodumuzda bir değişiklik yapmak zorundayız. Dosyamızın baş tarafına
dokunmadan, paragrafın başladığı yere FONT etiketi koyalım. Bu etiketin
parametreleri, başka bir ifadeyle, bu etikete niteliğini veren
yüklemler, �face,� (font ailesinin adı), �size� (harfin büyüklüğü) ve
�color� (harfin rengi) olarak sıralanır. Bu yüklemlerin nasıl
kullanıldığını daha yakından görmek için, Başvuru bölümüne
bakabilirsiniz. Biz burada sadece harfin türünü belirlemek istiyoruz;
onun için sadece �face� yüklemini kullanacağız. HTML sayfasında paragraf
etiketinden sonra <font face="Arial"> yazınız. Tabiî, bu etiketi
sonlandıran, bitiren eşini ihmal etmeden! Kaynak cümlesi için aynı
ifadeyi bu kez fontun adını değiştirerek yazacağız. Bitirdiğinizde, HTML
kodunuzun paragraf bölümü şöyle olmalıdır:
<p><font face="Arial"> �Bizler, inandığımız için ve bilinçli olarak harf
tasarımcısıyız, harf dökümcüsüyüz, sayfa dizgicisiyiz.. <b>Yoksa,
yeteneğimiz daha yüksek şeyler için elverişsiz olduğu için değil.</b>
Biz inanıyoruz ki, en yüksek düzeyde beceri gerektiren şey, bizim
sanatımıza en yakın olanıdır..�</font></p><p><font face="Times New
Roman">Rudolf Koch - <i>Alman harf dökümcüsü, kaligraf</i></font></p>
Bu sayfayı kaydedin ve kaydettiğiniz dosyayı, tarayıcınıza açtırın.
Herşeyi doğru girdi iseniz, sayfanız şu sayfaya benzeyecektir:
reh008.tif
Metin Düzenleme Etiketleri
Bu örneklerde HTML�in temel unsuru olan paragraf (<p>..</p>) etiketini
kullandık ve çeşitli şekillerde biçimlendirdik. Ancak HTML paragraftan
başka metin unsurlarını da tanır. Bu bölümde bu etiketleri ele alacağız.
HTML�in paragraftan sonra metne ilişkin en önemli yapı taşı, başlık
etiketleridir. nitekim bizim yaptığımız örnek sayfanın da eksiği
başlığının olmaması. Sayfamıza başlık koyşmadan önce HTML�in başlık
etiketlerini daha yakından tanıyalım.
HTML bize H1, birinci yani en büyük, H6 sonuncu, yani en küçük olmak
üzere altı ayrı büyüklükte başlık kullanma imkanı veriyor. Farklı başlık
büyüklüklerini daha yakından tanımak için, şu sayfayı yazarak, örneğin
baslik.htm adıyla kaydedin:
<html>
<head>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html;
charset=windows-1254">
<title>Başlıklar</title>
</head>
<body>
<p><font face="Arial">
<h1>H1: Bir numaralı başlık<h1>
<h2>H2: İki numaralı başlık<h2>
<h3>H3: Üç numaralı başlık<h3>
<h4>H4: Dört numaralı başlık<h4>
<h5>H5: Beş numaralı başlık<h5>
<h6>H6: Altı numaralı başlık<h6>
Normal Metin
</font> </p>
</body>
Bu dosyayı tarayıcınızda açın. Tarayıcınızın temel font ölçüsünü
ortalamada tutuyorsanız, şuna benzer büyüklükler verir:
reh009.tif
Şimdi bu bilgiyle, örnek sayfamıza başlık verebiliriz. Bunun için,
paragrafın hemen üstüne,
<h1>Tasarımcı kimdir?</h1>
<h2>Tasarım nedir? </h2>
satırlarını yazın ve sayfanızı kaydedin. Tarayıcıda açtığınız zaman
sayfamızda iki başlık göreceksiniz.
reh010.tif
Paragraf etiketi gibi, başlık etiketinin de arkasına koyabileceğiniz tek
özellik ALIGN�dır ve bununla başlığın sola, sağa, ortaya bloklanmasını
veya sağ sol marjların aynı anda bloklanmasını sağlayabilirsiniz.
Yerel biçimlendirmede kullanabileceğimiz stil unsurları paragraf, başlık
ve bunların <B>, <I> ve FONT etiketleri ile biçimlenmesinden ibaret
değildir. Diğer temel biçimlendirme etiketlerini kısaca sıralayalım:
<BASEFONT>: Temel font etiketi, bir sayfadaki bütün metinlerin temel
fontunu, tarayıcının varsayılan fontu ne olursa olsun, istediğiniz font
ailesine (Helvetica, Times gibi) veya font türüne (serif, sans serif
gibi) çevirmenizi ya da büyüklüğünü belirlemenizi sağlar. (Bu etiketin
sonlandırıcı eşi, yani </BASEFONT> etiketi yoktur.)
<BIG>...</BIG>: İşaretlediği metnin temel fonttan bir ölçü büyük
olmasını sağlar. Bu etiketi, aynı etiketin içinde tekrar kullanırsanız,
en içerdeki font, temel fonttan iki ölçü büyük olacaktır.
Örnek: <p><font face="Times New Roman"><big>Rudolf Koch</big> - <i>Alman
harf dökümcüsü, kaligraf</i></font></p
reh011.tif
<SMALL>...</SMALL>: İşaretlediği metnin temel fonttan bir ölçü küçük
olmasını sağlar. Bu etiketi, aynı etiketin içinde tekrar kullanırsanız,
en içerdeki font, temel fonttan iki ölçü küçük olacaktır.
Örnek: <p><font face="Times New Roman">Rudolf Koch - <small><i>Alman
harf dökümcüsü, kaligraf</i></small></font></p>
reh013.tif
<CENTER>..</CENTER>: Ortalama etiketi, işaretlediği metnin, içinde
bulunduğu kutuda (bu bir tablonun hücresi olabileceği gibi, sayfanın
kendisi de olabilir) yatay olarak ortalanmasını sağlar.
Örnek: <p><center><font face="Times New Roman">Rudolf Koch - <i>Alman
harf dökümcüsü, kaligraf</i></font></center></p>
reh014.tif
<S>..</S>: Ortasından Çizgi Çek (Strikethrough) etiketi, işaretlediği
metnin ortasından çizgi çekilmesini sağlar. Bu etkiyi, bir metinden
çıkartılmış yerleri göstermek için kullanabilirsiniz.
Örnek: <s> Biz inanıyoruz ki,</s> en yüksek düzeyde beceri gerektiren
şey, bizim sanatımıza en yakın olanıdır..�
reh015.tif
<TT>..</TT>: Teleks Metni (Teletype Text) etiketi, işaretlediği metnin
eşit genişlikte fontlarla (Courier gibi) gösterilmesini sağlar. Bu
etkiyi, bir metinde örneğin bilgisayar kullanıcısının kendi yazması
gereken bölümleri göstermekte kullanabilirsiniz.
Örnek: <p><font face="Arial">Programın <tt>kullanıcının adını</tt> soran
diyalog kutusuna adınızı yazınız</font> </p>
reh016.tif
<U>..</U>: Altını Çiz (Underline) etiketi, işaretlediği metnin altına
çizgi çekilmesini sağlar. Bu etkiyi, bir metinde vurgulamak istediğiniz
bölümü göstermekte kullanabilirsiniz.
Örnek: <u>Biz inanıyoruz ki,</u> en yüksek düzeyde beceri gerektiren
şey, bizim sanatımıza en yakın olanıdır..�
reh017.tif
<HR>: Yatay Çizgi (horizontal rule) etiketi, bulunduğu yerde,
vereceğiniz yüklemlere göre yatay bir çizgi çizilmesini sağlar. Bu
etiketin etkisinin bittiği yeri belirten eşi yoktur. Yatay çizginin
yüklemleri arasında sağa, sola veya ortaya bloklanacağını gösteren
ALIGN, gölgesiz olmasını sağlayan NOSHADE, pixel veya yüzde olarak
kalınlığını belirleyen WIDTH vardır. Doğrudan betin biçimlendirmeye
yaramamakla birlikte bu etiket, metnin bölümlerini ayırmakta
kullanılabilir.
Örnek: <<HR><p><font face="Times New Roman">Rudolf Koch - <i>Alman harf
dökümcüsü, kaligraf</i></font></p>
reh018.tif
HTML�in metin biçimlendirmekten çok metnin bölümlerini tanımlamakta
kullanılan ve özellikle Internet�in metin ağırlıklı olduğu ilk
dönemlerinden kalma, ACRONYM, BLOCKQUOTE, CITE, CODE, DEL, DFN, EM, INS,
KBD, PRE, Q, SAMP, STRONG, SUB, SUP, VAR etiketlerini ve kullanıldıkları
yerleri Başvuru bölümünde bulabilirsiniz.
Fakat burada kısaca da olsa, Internet giderek daha çok bilgi sunma ve bu
bilgilerin bulunduğu yerleri gösteren bağlantıların listesi haline
döndüğüne göre, listelerden söz etmek yerinde olacaktır. HTML bize
birçok liste türü kullanma imkanı veriyor. Bunları sırayla inceleyelim
ve uygulayalım.
Sıralı Listeler
<OL>..</OL>: Sıralı (Ordered) listeler, liste unsurlarının başına,
tasarımcının arzusuna göre, ya rakam, ya harf koyarak, sıralanmış
listelerdir. Listenin başladığını ve bittiğini belirten bu iki etiketin
arasına liste unsurları (list item) <LI> etiketi ile yazılır. (Bu
etiketin bittiğini gösteren eşi yoktur.) Etiketi biçimlendiren TYPE (1,
rakamla; A, büyük harfle; a, küçük harfle; i küçük Romen rakamları ile;
ve I, büyük Romen rakamları ile sıralanmayı sağlar), COMPACT, (listenin
mümkün olduğu kadar az satır aralığı ile verilmesine yarar) ve START
(listenin harfi harf veya rakamdan başlayacağını belirtir) şeklinde üç
yüklemi olabilir.
Örnek sayfamıza, Web�de hemen herkesin tarayıcısının gösterebileceği
güvenli renklere ilişkin bir sayfa koyalım. Akılda kolay kalması için
kaç adet renk olduğunu belirtmek üzere, listemizde yer alacak unsurların
rakamla veya harfle sıralanması uygun olur. Web Tasarım Rehberi
sayfasının HTML kodunu açın ve mevcut paragrafı şöyle değiştirin:
<html>
<head>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html;
charset=windows-1254">
<title>Web Tasarım Rehberi - Renkler</title>
</head>
<body>
<p><font face="Arial">
<h1>HTML Sayfada Güvenli Renkler</h1>
<ol type=1 compact>
<li>#000000=black (Siyah)
<li>#000080=navy (Lacivert)
<li>#0000FF=blue (Mavi)
<li>#008000=green (Yeşil)
<li>#008080=teal (Koyu Yeşil)
<li>#00FF00=lime (Parlak Yeşil)
<li>#00FFFF=aqua (Turkuaz)
<li>#800000=maroon (Vişne çürüğü)
<li>#800080=purple (mor)
<li>#808000=olive (Zeytunî yeşil)
<li>#808080=gray (Gri)
<li>#C0C0C0=silver (Gümüşî gri)
<li>#FF0000=red (kırmızı)
<li>#FF00FF=fuchsia (Parlak pembe)
<li>#FFFF00=yellow (Sarı)
<li>#FFFFFF=white (Beyaz)
</ol>
</font> </p>
</body>
</html>
Herşeyi yolunda gitti ise, tarayıcınızda şu sayfa karşınıza çıkacaktır:
reh019.tif
Denemiş olmak için, liste etiketinde, TYPE yüklemini �1� değil, �a�
olarak verin. Sayfadaki listeniz, bu kez rakamla değil, küçük harflerle
sıralanmış olacaktır:
reh020.tif
(Bu liste �ç� ve �ı� gibi Türkçe harflerin olmadığını görüyorsunuz.
Peki, listemiz çok unsur içerse, �z� harfinden sonra ne olur? İşte size
güzel bir ev ödevi konusu!)
Sırasız Listeler
Sayfamızı tarayıcıda inceledikten sonra, aslında bu listenin rakam veya
harfle sıralanmış olmasının istediğimiz görsel etkiyi yapmadığına karar
verdik, diyelim. İstiyoruz ki listemizde, unsurların başına siyah,
yuvarlak bir nokta gelsin. Bunun için, HTML�in sağladığı sıralanmamış
liste etiketini kullanmak zorundayız.
<UL>..</UL>: Sırasız (Ordered) listeler, liste unsurlarının başına,
tasarımcının arzusuna göre, ya içi dolu ya da içi boş bir yuvarlak, veya
dört köşe nokta konularak sunulan listelerdir. Listenin başladığını ve
bittiğini belirten bu iki etiketin arasına liste unsurları (list item)
<LI> etiketi ile yazılır. (Bu etiketin bittiğini gösteren eşi yoktur.)
Etiketi biçimlendiren TYPE (DISC, içi dolu daire; CIRCLE, içi boş daire;
SQUARE dörtköşe nokta ile sıralanmayı sağlar) ve COMPACT, (listenin
mümkün olduğu kadar az satır aralığı ile verilmesine yarar) şeklinde iki
yüklemi olabilir.
Şimdi HTML kodumuzda gerekli değişikliği yapalım. Yani liste etiketini
<UL></UL> olarak değiştirelim, TYPE yüklemini de DISC yapalım:
<ul type=disc compact>
Listemiz, tarayıcıda değişik bir görünüm alacaktır:
reh021.tif
Liste türünü diğer iki unsuru deneyerek, değiştirebilirsiniz.
Tanımlama Listeleri
HTML�in, Internet�in daha çok bilimadamlarının bilimsel rapor alışveriş
alanı olduğu günlerde, sayfa tasarımcılarına kolaylık sağlamak üzere
geliştirilmiş tanımlama listeleri üç gruba ayrılabilir.
<DL>..</DL>: Tanımlama (definition) listesi etiketinin içinde,
tanımlamalara (<DD>), tanımlama terimlerine (<DT>) veya her ikisine
birden yer verilir. DL etiketine sadece COMPACT yüklemi verilebilir. DD
ve DT�nin sonlandıran eşi yoktur. Bu etiketlerle oluşturulacak listeleri
de birer örnekle inceleyelim:
Diyelim ki Web tasarımını ciddî bir şekilde meslek olarak edinmek
isteyenler için Web Tasarım rehberi sayfamızda bazı HTML işlemcilerin ve
grafik programlarının tanıtımını yapalım. Tabiî önce bu programları
gruplara ayıracağız. Dolayısıyla önce sayfamızı ziyaret edenlere, bu
gruplarda ne tür programların yer aldığını anlatmak zorundayız. Başka
bir deyişle tanımlama listemiz üç tanı
|